
The Economist’in 28 Mayıs 2025 tarihli analizine göre, İngilizce yazılmış 11.000 şiirin incelendiği bir çalışmada şiirde uyak (kafiye) kullanımının ciddi oranda düştüğü ortaya kondu. 20. yüzyılın başında şiirlerin yaklaşık %80’i kafiye içerirken, bugün bu oran yalnızca %25 civarında. Uyaklı dizelerin oranı ise %60’tan %5’in altına inmiş durumda.
Modern Şiirin Yeni Normları
Modern şiirin önde gelen ödüllerinde aday gösterilen eserlerin çoğu, geleneksel kafiye yapılarından tamamen uzak. 2025 Griffin Şiir Ödülü finalistleri arasında “Unregulated Waste Management Facility” gibi başlıklara sahip şiirler yer alırken, mizah, büyük harf kullanımı ve kafiye neredeyse tamamen dışlanmış durumda.
Bu değişim, şiirin tanımına dair uzun süredir devam eden tartışmaları da gündeme getiriyor. A.E. Housman 1933’teki bir konuşmasında “rhyme” kelimesini yalnızca bir kez, o da “kötü kafiye” anlamında kullanmıştı. Martin Heidegger ise 1946 tarihli bir makalesinde “uçurum” kelimesini 16 kez, “ölüm” kelimesini 5 kez kullanmasına rağmen “kafiye” kelimesine hiç yer vermedi.
Modernizm ve Kafiye Karşıtlığı
Şiirde kafiyenin gerilemesinde modernist akımın önemli etkisi olduğu belirtiliyor. John Milton’un “Paradise Lost” adlı eserinde kafiye kullanmaması, sonraki dönemlerde yaygınlaşan bu tavrın ilk örneği olarak gösteriliyor. 20. yüzyılda modernizm, şiiri sıradan okuyucudan uzaklaştıran, soyut ve zorlayıcı bir biçime dönüştürdü.
Harvard Üniversitesi’nden Steven Pinker’a göre sanatın anlaşılmaz hâle gelmesi, elitlerin kendilerini halktan ayırmak istemesiyle bağlantılı. Ona göre, “herkes keyifli olanı sevebilir ama yalnızca entelektüeller keyifsiz olandan keyif alabilir.”
Şiirin Ticarileşemeyen Yüzü
Eskiden Lord Byron gibi şairler, kitaplarının yüksek tirajlarla satılması sayesinde geçimini sağlarken; 20. yüzyılda şairler, şiir yazarak değil “şair olarak” para kazanmaya başladı. Üniversitelerde görev yapan, şiiri akademik bir uğraş olarak sürdüren bu yeni şair profili, kafiyeyi bir gereklilik olarak görmüyor.
Sosyal Medya Şairleri ve Yeni Eğilimler
Ancak şiir, yalnızca akademik çevrelerde değil sosyal medyada da farklı bir biçimde yaşıyor. Rupi Kaur ve Donna Ashworth gibi “Instapoet” olarak adlandırılan yeni nesil şairler, şiiri paylaşılabilir ve sade bir formda sunmayı tercih ediyor. Bu şiirler genellikle umut, içsel ses ve kişisel farkındalık gibi temalara odaklanıyor ve nadiren kafiye içeriyor.
Donna Ashworth’un şu tavsiyesi bu eğilimi özetliyor: “Umut, araba anahtarlarınızın yanına koyun, kaybetmeyin.” Kafiye ise muhtemelen orada unutulmuş gibi görünüyor.



