
The Economist’in analizine göre, Çin’in küresel navigasyon sistemi BeiDou, yalnızca teknolojik gelişmişliğiyle değil, stratejik etkileriyle de dünya dengesini değiştirme potansiyeline sahip. ABD’nin GPS sistemine alternatif olarak geliştirilen BeiDou, hem uydu altyapısı hem de yer bazlı destek sistemleriyle dikkat çekiyor.
56 uydu ve 120 yer istasyonundan oluşan sistem, ABD GPS’inin iki katına yakın sinyal kaynağına sahip. BeiDou, yalnızca orta yörüngede değil, üç farklı yörünge katmanında çalışarak daha geniş ve güvenli bir kapsama alanı sunuyor. Çin ayrıca neredeyse 300 eLoran istasyonu kurdu. Bu sistemler, GPS sinyalleri gibi kolay karartılamayan güçlü yer sinyalleriyle çalışıyor.
Uzmanlar, olası bir Tayvan krizinde Çin’in GPS’i karartarak Amerikan ve müttefik güçlerin navigasyon sistemlerini felç edebileceğini, aynı zamanda kendi ağlarının bundan etkilenmeyeceğini belirtiyor. Özellikle eLoran sisteminin güçlü sinyalleri, Çin’e bu avantajı sağlıyor.
Amerika Birleşik Devletleri ise GPS modernizasyonunda ciddi gecikmeler yaşıyor. M-code adlı jam’e dayanıklı askeri sinyal hâlâ tam olarak kullanılmıyor. 2024’te yayımlanan bir rapora göre, bu sistemin tam işlevselliğe ulaşması 20 yılı aşkın süredir gecikiyor.
ABD dışında da birçok ülke alternatif çözümler arıyor. İngiltere, Brexit sonrası Galileo sistemine sınırlı erişimden dolayı yedek sistemler geliştiriyor. Japonya, Güney Kore, Rusya gibi ülkeler kendi uydu sistemlerine yatırım yapıyor. Ancak büyük çoğunluk, GPS, BeiDou, Galileo veya Rusya’nın GLONASS sistemine bağımlı kalıyor.
Çin’in sisteminin en dikkat çekici tarafı ise dijital bağımlılık yaratması. BeiDou kullanan ülkelerde sistem kilitlenirse bu, Çin’in dış politika araçlarından biri hâline gelebilir. Uzman Dana Goward’a göre, “BeiDou, Çin için stratejik bir baskı aracı haline gelebilir.”



