
New York Times’ın haberine göre, İran Dışişleri Bakanı Abbas Araghchi ABD’nin nükleer tesislere düzenlediği saldırı sonrası “Bu saldırının sonsuz sonuçları olacak” diyerek Washington’u uyardı. İran yönetimi meşru müdafaa hakkını saklı tuttuğunu açıkladı.
ABD saldırısı sonrası ağır bilanço
ABD, pazar sabahı Fordow, Natanz ve İsfahan’daki nükleer tesisleri vurduğunu doğruladı. İran, bu saldırının Nükleer Silahların Yayılmasını Önleme Anlaşması da dâhil olmak üzere uluslararası hukuka aykırı olduğunu savundu.
ABD’ye saldırmak mı, geri çekilmek mi?
İran için iki ihtimal var: ABD’ye saldırarak bölgesel savaş riskini göze almak ya da ateşkese razı olarak rejim ve askeri gücünü zayıflatmak. Her iki senaryonun da İslam Cumhuriyeti açısından ciddi riskler taşıdığı değerlendiriliyor.
Bölgedeki vekil güçlerin rolü
İran’ın bölgedeki vekil milislerinin tepkisi merak konusu. İsrail’in Hizbullah ve Hamas üzerindeki etkisini kırdığı, Iraklı milislerin ise geri çekildiği belirtiliyor. Husiler ise Kızıldeniz’de ABD gemilerini hedef alabileceklerini açıkladı.
Diplomatik çözüm ihtimali ortadan kalktı
İsrail’in 13 Haziran’daki sürpriz saldırısından önce, İran ile ABD arasında Umman arabuluculuğunda müzakereler yürütülüyordu. Ancak saldırıdan iki gün önce planlanan görüşme iptal edildi. İran, topraklarında uranyum zenginleştirmeyi bırakmayı reddettiği için taraflar arasında uzlaşma sağlanamamıştı.
İran’ın caydırıcılığı sorgulanıyor
Tahran’daki siyasi analist Reza Salehi, ABD saldırısına yanıt verilmezse gelecekte daha büyük tavizlerin isteneceğini ve İran’ın savunma kapasitesinin dahi pazarlık masasına getirilebileceğini söyledi.
İran rejimi için kader haftası
İran, ABD’ye doğrudan saldırırsa Afganistan ve Irak’ta yaşanan benzeri yıkıcı bir savaşa sürüklenebilir. Geri adım atması hâlindeyse, nükleer kabiliyetini kaybetmiş ve etkisizleşmiş bir ülke konumuna düşebilir.



