
Türkiye, uçak indikten sonra kemerlerini erken açan ve çıkışa doğru yönelen yolculara 50 sterlin ceza kesmeye hazırlanıyor. Ancak The Times’ın yorum köşesinde belirtildiği gibi, bu davranışın tek nedeni sabırsızlık değil. Uçak yolculukları artık öyle çekilmez bir hâl aldı ki, kimse içeride bir saniye bile fazla kalmak istemiyor.
Öncelikle bagaj kaosu başlıyor. Taşıma sınırını hiçe sayan bazı yolcular, uçak kabinine bir valiz ordusuyla giriyor. Boyun yastıkları Nebraska büyüklüğünde, ellerde duty-free torbaları, kucakta dev pelüş oyuncaklar… Ve bu yolcu tam da sizin yanınıza oturmuş oluyor.
Düşük bütçeli havayollarının uçakları, koltuk aralığı açısından bir ameliyat masasına rahmet okutuyor. Emniyet kemeri uyarılarına karşılık verilen güvenlik demoları, seyahat korkusu olan yolcular için daha da rahatsız edici hâle geliyor.
Koltuk arkası eğildiğinde yaşanan alan daralmasıysa tam bir felaket. Önünüzdeki yolcu koltuğunu geriye yatırdığında, adeta saç diplerindeki kepeği gözlemleyebilecek kadar yakınlaşıyorsunuz.
İkramlar da durumun vehametini artırıyor. Çoğu zaman içinde birkaç adet diş kıran mısır tanesi bulunan minik paketler sunuluyor.
Ve kaptan pilot… Uçuş başlamadan önce adını yedinci kez anons ediyor. Sanki varışta beraber yemeğe çıkacaksınız.
Tüm bu deneyimlerin ardından uçak yere iner inmez insanların ayağa fırlaması ve uçaktan kurtulmak istemesi hiç de şaşırtıcı değil. Çünkü uçmak, artık bir özgürlük değil; bir sabır testi.


