
The Times gazetesi, 30 Temmuz 1925 tarihli haberinde İstanbul’un, uzun süren savaşlar ve işgalin ardından geçirdiği dönüşümü gözler önüne serdi. Osmanlı’nın başkenti olan ve dönemin kaynaklarında hâlâ “Constantinople” olarak anılan şehir, sekiz yıl süren savaşların ardından büyük bir yıkım ve ihmal içindeydi. Ancak 1925’te şehrin yeniden doğuşu başlamıştı.
İşgalin Ardından Harabe Şehir
Haberde, müttefik işgalinin sona erdiği dönemde İstanbul’un tozlu, boyasız ve çökük sokaklarıyla “viran bir tablo” sunduğu belirtiliyor. Rüzgarla savrulan tozlar evlere doluyor, kanalizasyon açıkta akıyor, kaldırımlar çökmüş durumdaydı. Şehir adeta yılların pençesinde kalmış bir hayalet gibiydi.
Yeniden Canlanma ve Reformlar
Ancak 1925’e gelindiğinde durum değişmeye başladı. Dr. Emin Bey’in valilik görevine atanmasıyla birlikte şehirde reformlar başlamış, sokaklara “bir nebze canlılık” gelmişti. Şehrin ruhu geri dönmeye başlıyordu.
Toplumda Kadınların Yükselişi
The Times muhabiri, özellikle kadınların toplumsal hayattaki görünürlüğünün dikkat çekici bir değişim olduğunu vurguluyor. Daha önce tamamen çarşafa bürünen ve toplum içinde görünmeyen kadınlar, artık çarşafı bırakmış, toplum içinde dans ediyor ve karışık pikniklerde yüzmeye başlamıştı. Bu durum, Batılı gözlemciler açısından büyük bir sosyal dönüşümün sembolüydü.
Yeni İstanbul’un Simgesi: Değişim
Haberin son satırlarında İstanbul’un henüz eski görkemine tam ulaşamasa da askeri baskıdan kurtulduğu, özgüvenini yeniden kazandığı ve değişimin ivmesini yakaladığı ifade ediliyor. 100 yıl sonra, o günlerin İstanbul’u bugün hâlâ değişim ve dönüşümün merkezi olmayı sürdürüyor.


