
ABD 2. Temyiz Mahkemesi’nde görülen davada, Tufts Üniversitesi öğrencisi Rumeysa Öztürk’ün ifade özgürlüğünün anayasa tarafından korunup korunmadığı sorusu gündeme damgasını vurdu.
25 Mart’ta Boston banliyösünde yürürken gözaltına alınan Türk vatandaşı Öztürk’ün vizesi, Trump yönetimi tarafından iptal edilmişti. Gerekçe olarak, bir öğrenci gazetesi için yazdığı ve Tufts Üniversitesi’nin Gazze savaşı konusundaki tutumunu eleştiren bir makale gösterildi.
Adalet Bakanlığı avukatı Drew Ensign, duruşma sırasında Öztürk’ün ifade özgürlüğünün korunup korunmadığına dair soruya net yanıt veremedi. Temyiz Yargıcı Barrington Parker, “Bir pozisyon alın” diyerek Ensign’ı sıkıştırdı.
Öztürk’ün Louisiana’da, yaşadığı yerden binlerce kilometre uzaklıktaki bir gözaltı merkezinde tutulduğu ve burada astım krizleri geçirdiği bildirildi. Mahkeme belgelerinde, bulunduğu koğuşta fare görüldüğü ve yeterli temiz havaya ulaşımının olmadığı yer aldı.
Aynı gün temyiz mahkemesi, Columbia Üniversitesi öğrencisi Mohsen Mahdawi’nin serbest bırakılmasına karşı açılan temyiz başvurusunu da dinledi. Mahdawi, geçen ay vatandaşlık işlemleri sırasında gözaltına alınmış, ardından kefaletle serbest bırakılmıştı.
Mahdawi’nin avukatı Naz Ahmad, müvekkilinin bir gün sonra video bağlantısıyla mahkemeye katıldığını ve yeniden tutuklanmasının ifade özgürlüğü üzerinde caydırıcı etki yaratacağını belirtti.
Trump yönetimi, Mahdawi’nin ABD’deki faaliyetlerinin “önemli dış politika zararlarına” yol açtığını öne sürdü. Ancak federal yargıç Geoffrey Crawford, Mahdawi’yi serbest bırakırken, ülkenin ifade özgürlüğünü kısıtlayan dönemlerine atıfta bulundu.
“Bu, hükümetin tartışmayı susturmak için harekete geçtiği ilk zaman değil,” diyen yargıç, 1950’lerdeki McCarthy dönemine benzer bir ortam yaşandığına işaret etti.
Mahdawi ise mahkeme çıkışında sert konuştu: “Trump ve Kabinesi’ne sesleniyorum: Sizden korkmuyorum.”



