
Corriere della Sera’nın Kahire muhabiri Andrea Nicastro’ya göre, Mısır ve Türkiye arasındaki uzun süredir süregelen rekabet, bölgedeki güç dengelerinin değişmesiyle yerini dikkat çekici bir yakınlaşmaya bırakıyor. İki ülke, Donald Trump’ın Gazze için planladığı uluslararası “istikrar gücü”nün temel aktörleri olmaya hazırlanıyor.
Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah el Sisi ile Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, geçmişte Orta Doğu’daki iki rakip güçtü. İlişkiler, 2013’te Mısır’da Müslüman Kardeşler’in devrilmesiyle kopma noktasına geldi. Erdoğan, darbeyle göreve gelen Sisi’yi “diktatör” olarak nitelendirmişti. Mısır ise Türkiye’yi, rejim muhaliflerine sığınma hakkı tanıdığı için “terörü desteklemekle” suçluyordu.
Ancak Gazze’deki son kriz ve İsrail’in bölgesel operasyonları, dengeleri tersine çevirdi. İsrail’in Suriye, Lübnan, Irak, Yemen ve İran’a yönelik saldırıları, bölgedeki Sünni ülkelerde ciddi endişe yarattı. Özellikle Katar’ın bombalanması, Arap kamuoyunda tepki doğururken Washington’un müdahalesizliği, Mısır ve Türkiye’yi aynı safa yöneltti.
El Sisi, Netanyahu’nun “Gazze nüfusunu Sina’ya yerleştirme” planını kendi ulusal güvenliğine tehdit olarak görüyor. Bu durumda Türkiye, Kahire için stratejik bir denge unsuru hâline geldi. Ankara, hem Suriye’de hem de Gazze çevresinde İsrail’le doğrudan temas halindeki tek bölgesel güç olarak öne çıkıyor.
Buna karşın iki ülke arasındaki derin ideolojik farklar — özellikle Müslüman Kardeşler meselesi — hâlâ sürüyor. Ancak hem Mısır hem Türkiye için, İsrail’in askeri üstünlüğü ve Netanyahu’nun bölgesel hırsları, geçici bir ittifakı zorunlu kılmış durumda.
Yakın gelecekte Türk ve Mısırlı askerlerin Gazze’de aynı “istikrar gücü” içinde görev alması, bu tarihî dönüşümün en somut sembolü olabilir.



