
CNN’in haberine göre, Libya’nın güneybatısındaki Tadrart Acacus dağlarında bulunan Takarkori kaya sığınağında 7.000 yıl öncesine ait mumyalanmış kadın kalıntıları üzerinde yapılan DNA analizleri, Sahra Çölü’nün bir zamanlar yemyeşil ve verimli bir alan olduğunu ortaya koydu.
Bugün kurak ve çorak bir görünüm sergileyen Sahra, binlerce yıl önce nehirlerin aktığı, ağaçların büyüdüğü ve su aygırları ile filler gibi megafaunanın yaşadığı zengin bir ekosisteme sahipti.
Genetik Bulgular Yeni Bir Işık Tutuyor
20 yıl önce keşfedilen 15 kadın ve çocuğa ait kalıntılardan bugüne kadar anlamlı bir DNA verisi elde edilememişti. Ancak yeni analiz yöntemleri sayesinde iki kadının tüm genomu çözüldü. Elde edilen veriler, bu insanların soy yapısını ve göçebe hayvancılıkla nasıl geçindiklerini açığa çıkardı.
DNA’nın korunabilmesi için soğuk ve sabit iklimler gerekirken, Sahra’nın bugünkü aşırı sıcaklık farkları DNA’nın bozulmasına neden olmuştu. Ancak gelişmiş tekniklerle bu zorluk aşıldı.
Sahra’nın Değişen Doğası
Araştırma, yalnızca insan yaşamını değil, aynı zamanda iklim ve çevre koşullarındaki dramatik değişimleri de gözler önüne seriyor. Bugünkü çöl koşulları, Sahra’nın uzun tarihindeki geçici bir evre olabilir. Yeşil Sahra dönemi, tarihsel döngülerde tekrar eden doğal bir süreç olarak değerlendiriliyor.
Bu tür bulgular, Afrika’nın tarih öncesi dönemine ve çevresel değişimlerin insan toplulukları üzerindeki etkilerine dair anlayışımızı derinleştiriyor.



