
The Indian Express’te yayımlanan analizde, ABD ile Çin arasındaki ticaret savaşının temelinde kişisel çekişmelerin değil, “küresel teknolojik üstünlük” arayışının bulunduğu vurgulanıyor.
Yazar Manoj Pant’a göre, 2016’da Trump döneminde başlayan ticaret savaşı, bugün iki ülkenin ekonomik ve jeopolitik liderlik mücadelesine dönüşmüş durumda. Trump’ın Çin’e yönelik yüksek gümrük vergileri ve Pekin’in nadir toprak elementleri ihracatına getirdiği kısıtlamalar, küresel üretim zincirlerinde ciddi aksaklıklara yol açtı.
Biden yönetimi de Trump dönemindeki politikaları sürdürdü. CHIPS Yasası, ABD’nin yarı iletken sektöründe kendi üretimini artırarak Çin’e karşı teknoloji alanında bağımsızlığını güçlendirmeyi hedefliyor.
Pant, bu mücadelenin Soğuk Savaş dönemindeki ABD-Sovyet rekabetinin ekonomik versiyonu olduğunu belirtiyor. Çin’in askeri değil, ekonomik gücüyle öne çıktığını; ancak ABD pazarına bağımlılığının Pekin’i doğrudan çatışmadan alıkoyduğunu ifade ediyor.
Çin’in iç ekonomisinde yavaşlama, demografik sorunlar ve aşırı altyapı yatırımları büyümenin sürdürülebilirliğini tehdit ederken; ABD hâlâ küresel ticarette belirleyici konumda bulunuyor.
Analize göre, Avrupa Birliği’nin zayıflaması, Rusya’nın ekonomik etkisinin azalması ve Çin’in kırılganlığı dünyayı yeniden tek kutuplu bir yapıya sürüklüyor. Pant, bu dengeyi yeniden kurabilecek tek gücün ABD’nin kendi demokratik kurumları olduğunu vurguluyor.



