
Foreign Affairs dergisinde yayımlanan Sumantra Maitra imzalı makale, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Türkiye’yi bölgesel bir hegemon haline getirme stratejisini ve bu yolda karşılaşılan engelleri ele alıyor.
Erdoğan’ın dış politikasında Osmanlı mirasına sık sık atıfta bulunduğu belirtilirken, Libya ve Suriye operasyonları, Azerbaycan’ın Karabağ zaferine verilen destek, Ukrayna’ya Bayraktar dronları satışı ve Kürt isyanının bastırılmasının Türkiye’yi son yüzyılın en güçlü konumuna getirdiği ifade ediliyor.
İsrail ile jeopolitik rekabet
Makale, İsrail’in bölgesel hegemonya girişimlerinin Türkiye’nin Suriye’deki etkisini ve ABD ile ilişkilerini zorlaştırdığını vurguluyor. İsrail’in İran’a saldırılarının ardından Türkiye’de yapılan bir ankette halkın %71’inin bağımsız nükleer caydırıcı geliştirilmesini desteklediği aktarılıyor.
Türkiye, Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Anlaşması’na taraf olsa da, ABD’nin bölgedeki istikrarsız tavrı ve İsrail’i sınırlayamaması Ankara’da stratejik denge arayışını güçlendiriyor.
Tarihsel strateji önerileri
Maitra’ya göre Osmanlı İmparatorluğu’nun gücü yalnızca savaş ve toprak genişlemesinden değil, farklı milletlerle kurulan ittifaklardan, yabancı mühendis ve sermayeyi ülkeye çekmekten ve çok kültürlü bir yapıyı yönetebilmekten geliyordu.
Türkiye’nin uzun vadeli hegemonya hedefi için etno-milliyetçi, kapalı ekonomi anlayışından uzaklaşması, yabancı yatırım ve uzmanlığı savunma sanayisine entegre etmesi ve “koruyuculuk” ilişkileri geliştirmesi gerektiği savunuluyor.
En kritik gerekliliğin ise, komşu genişlemeci güçlere karşı bölgesel denge politikası olduğu belirtiliyor.



