
Hakkâri sınırlarındaki Cilo Dağı buzulları, insan kaynaklı iklim değişikliği nedeniyle hızlı bir şekilde eriyor. Bilim insanları ve yerel rehberler, son 40 yılda buz ve kar örtüsünün yaklaşık %50’sinin yok olduğunu belirtiyor. Bu durum yalnızca bölgenin ekosistemini değil, su kaynaklarını ve gelişmekte olan turizmi de tehdit ediyor.

Eriyen buzullar, artan tehlikeler
Cilo Dağı’nın 4.135 metrelik zirvesi Türkiye’nin en yüksek ikinci buzulu olarak biliniyor. Rehber Kemal Özdemir, “10 yıl önce burada hâlâ buzullar vardı,” diyerek yaşanan kaybı gözler önüne serdi. Bölgedeki şelalelerin bu kadar gür akmasının, erimenin ne kadar hızlı gerçekleştiğini gösterdiğini belirtti.
Yüzüncü Yıl Üniversitesi’nden Prof. Dr. Onur Satır, “Bazı alanlar diğerlerinden daha hızlı eriyor. Bu da bizim hangi bölgeleri korumamız gerektiğini gösteriyor,” diyerek alarm verdi.

İklim değişikliği tüm bölgeyi etkiliyor
Türkiye son yıllarda aşırı sıcak hava dalgaları, kuraklık ve orman yangınlarıyla karşı karşıya. Geçtiğimiz hafta Silopi’de 50,5°C ile tüm zamanların sıcaklık rekoru kırıldı. BM raporlarına göre, yüzyılın sonuna kadar Türkiye genelinde yağışların %30 azalması, sıcaklıkların ise 5-6°C artması bekleniyor.

Turizmin yükselişi, doğaya baskı yaratıyor
Güvenlik sorunlarının azalması ve 2020’de bölgenin milli park ilan edilmesiyle Hakkâri dağlarına yürüyüşçü akını başladı. Ancak bu ilgi beraberinde yeni yollar ve artan insan trafiğiyle buzullar üzerinde ek bir baskı yaratıyor. 2023 yılında buzuldan kopan bir parçanın iki kişiyi öldürmesi, doğadaki değişimin ne kadar tehlikeli olduğunu gösteriyor.
Rehber Özdemir, “İnsanlar buzullarda yürümemeli. Güvenlik riski artıyor,” diyerek uyarıda bulundu.

Küresel risk ve yerel sorumluluk
Alpler gibi dünyanın birçok bölgesinde buzullar korunmak için üzeri beyaz örtülerle kapatılıyor. Türkiye’de ise henüz kapsamlı bir koruma programı bulunmuyor. Bilim insanları, hâlâ koruma altına alınabilecek alanların olduğunu ancak zamanın daraldığını vurguluyor.





