
Middle East Eye’ın haberine göre, Avrupa Birliği (AB), İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanmasına ve CHP’ye yönelik yargı baskısına rağmen Türkiye ile ilişkilerini güçlendirme yönünde adımlar atıyor. Brüksel, Türkiye’deki demokratik gerileme endişelerine rağmen güvenlik, ekonomi ve savunma sanayii alanlarında Ankara’yla iş birliğini öncelikli hale getiriyor.
Sessizlik İçinde Yoğun Diplomasi
İmamoğlu’nun Şubat 2025’te yolsuzluk suçlamalarıyla sabaha karşı gözaltına alınması, AB yetkilileri arasında şaşkınlık yaratmıştı. Aynı süreçte CHP yönetimine yönelik başka davalar da başlatılmıştı. Ancak beş ay içinde, Brüksel ile Ankara arasındaki üst düzey temaslar hız kesmeden devam etti.
Türk Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, AB Ekonomik Diyalog toplantısına katıldı. Ardından Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, AB dışişleri bakanlarının gayriresmi toplantısına (Gymnich) davet edildi. Temmuz ayında ise Türkiye-AB Güvenlik ve Göç Diyaloğu düzenlendi.
Görüşmelerde Kritik Başlıklar
Son olarak, AB Genişleme Komiseri Marta Kos ile Bakan Fidan İstanbul’da bir araya geldi. Görüşmede, vize serbestisi, gümrük birliğinin güncellenmesi, Orta Asya’ya açılan projeler ve Ukrayna’nın yeniden inşası gibi konular ele alındı. Ortak açıklamada “hukuk devleti ve demokratik standartlara bağlılık” vurgulansa da herhangi bir basın toplantısı düzenlenmedi.
Güvenlik Önceliği Demokratik Değerlerin Önüne Mi Geçiyor?
Batılı diplomatlar, AB’nin önceliğinin artık Türkiye’deki insan hakları sorunları olmadığını, bölgesel güvenlik ve savunma iş birliğinin ağır bastığını ifade ediyor. Türkiye’nin savunma sanayii üretimi ve Ukrayna’ya sağladığı destek, AB için stratejik bir ortaklık ihtiyacını daha da pekiştiriyor.
Türkiye son aylarda, Ukrayna’ya yönelik SİHA desteği ve “gönüllüler koalisyonuna” katılım gibi adımlar attı. Erdoğan’ın “Avrupa’nın güvenliği Türkiye olmadan düşünülemez” açıklaması da bu yaklaşımı yansıtıyor.
AB Fonlarına Sınırlı Erişim
Ancak Türkiye, AB’nin 170 milyar Euro bütçeli SAFE savunma fonuna sadece sınırlı ölçüde katılabiliyor. Yunanistan, Türkiye’nin tam erişimi için Ege’deki deniz yetki alanı krizinin çözülmesini şart koşuyor.
Uzman Görüşleri:
Carnegie Europe’tan Marc Pierini, Türkiye’deki demokratik gerilemenin AB tarafından dile getirildiğini ancak küresel krizlerin öncelik kazanmasıyla bu konuların ikinci plana itildiğini belirtti. Alman Marshall Fund’tan Özgür Ünlühisarcıklı ise, hem AB’nin hem Türkiye’nin, tam üyelik değil, stratejik iş birliğini ön plana aldığı görüşünde.
Samuel Doveri Vesterbye ise, AB’nin Orta Koridor ve Orta Asya ile ticaret, enerji, ham madde ve jeopolitik açılımlar için Türkiye’yi “anahtar ülke” olarak gördüğünü vurguladı.



