
Haaretz gazetesinin haberine göre, İsrail vatandaşı bazı Arap gençler, Gazze savaşının tetiklediği ayrımcılık, yabancılaşma ve kimlik bunalımıyla birlikte İbraniceyi günlük yaşamlarından bilinçli şekilde çıkarmaya başladı. Bu adım, yalnızca bireysel değil, aynı zamanda kültürel ve politik bir duruş olarak değerlendiriliyor.
Eğitimle gelen yabancılaşma
Ahlam, Kafr Yasif’ten 26 yaşında bir hemşire. Tel Aviv Üniversitesi’nde eğitim aldı, klinik stajlarını merkezdeki bir hastanede tamamladı. Ancak Gazze ve Batı Şeria’dan Filistinlilerle kurduğu ilişkiler sonucunda, konuşmalarında istemsizce İbranice kelimeler kullandığını fark etti. Bu durum onu rahatsız etti.
“İbranice, işgalin dili,” diyen Ahlam, kendi ifadesiyle “kendi halkıyla kendi dilinde bile konuşamaz hale gelmekten” utandığını belirtti. Şu an kendi küçük işletmesini kurarak yalnızca Arap müşterilere yönelik sağlık danışmanlığı yapıyor.
Dil ve kimlik arasında sıkışmışlık
İsrail’de Arap okullarında üçüncü sınıftan itibaren İbranice eğitimi zorunlu. Üniversitelerde ise öğrencilerden anadili gibi İbranice bilmeleri bekleniyor. Bu, Arap öğrencilerde hem akademik hem de kültürel bir yük yaratıyor.
28 yaşındaki inşaat mühendisi Rashid, “İbranice benim dilim değil. Bu dili konuşmak zorunda kalmak kimliğimle çelişiyor,” diyerek sadece iş ortamında bu dili kullandığını söylüyor. Onun için bu bir boykot: “Direniş yalnızca savaş meydanında değil, dilde de olur.”
Kadınlar arasında ortak bilinç
25 yaşındaki Dima da üniversiteyi İbranice okumuş bir başka mühendis. Gündelik hayatında bu dili kullanmaktan kaçınıyor: “Arapça konuşmak, bizim kültürel direnişimiz. Devlet her şeyi Yahudileştirmeye çalışırken, biz kimliğimize ve dilimize sarılıyoruz.”
18 yaşındaki Arwa ise yeni mezun bir öğrenci. Akademik olarak başarılı olmasına rağmen üniversiteye geçiş sürecinde endişeli: “Bu dil artık bana ait değil. Sadece iletişim aracı değil, baskının ve ayrımcılığın simgesi.”
Kod-değiştirme: farkında olmadan teslimiyet
İbranice kelimelerin Arapça konuşmalarda yer alması “kod-değiştirme” olarak tanımlanıyor. “Mazgan” (klima) gibi kelimeler artık günlük kullanımın bir parçası haline gelmiş. 2019 tarihli bir çalışmaya göre bu durum, öğrencilerin %72’sinde kimliksel gerilim yaratıyor.
Bir babanın içsel çelişkisi
39 yaşındaki Mustafa, oğlunun İbraniceye karşı mesafe geliştirdiğini belirtiyor. “İbranice kolay, Arapçaya benziyor” diyerek oğlunu motive etmeye çalıştığında aldığı yanıt çarpıcı: “Ama onlar bizi öldürüyor.”
Dil, bu gençler için artık yalnızca bir iletişim aracı değil; aidiyetin, direnmenin ve kimliğin bir sembolü.


