
Avustralya’nın önümüzdeki yıl Adelaide’de düzenlemeyi planladığı büyük iklim zirvesi COP31’e ev sahipliği etme hedefi, Türkiye’nin yarıştan çekilmeyi reddetmesi nedeniyle kritik bir dönemece girdi.
Almanya, Fransa, Norveç, İsviçre, Birleşik Krallık, İzlanda ve Yeni Zelanda gibi birçok ülke Avustralya’nın adaylığını destekliyor. Ancak BM’nin oybirliğiyle karar alma prosedürü nedeniyle Türkiye’nin adaylıktan çekilmemesi, sürecin tıkanmasına yol açtı.
Diplomatik Düğüm
Birleşmiş Milletler’in Bonn’daki iklim müzakereleri toplantısında Türkiye, COP31’in Antalya’da yapılması için yeniden lobi faaliyetine başladı. Türkiye, coğrafi olarak daha merkezi olduğunu ve büyük bir kömür ve doğalgaz ihracatçısı olmadığını savundu. Ancak birçok ülke bu argümanlara ikna olmadı.
Türkiye’nin yarıştan çekilmesi için, 1990’lardan bu yana “gelişmiş ülkeler” listesinde yer aldığı “annex 1” statüsünden çıkarılması gibi talepler ileri sürdüğü belirtiliyor. Fakat bu konuda uluslararası destek bulunmuyor.
Avustralya’da İç Baskı Artıyor
Avustralya’da hükümet üzerindeki baskı giderek artıyor. Enerji Bakanı Chris Bowen, COP31’in Avustralya’ya küresel yatırım çekeceğini, ülkeyi yenilenebilir enerji süper gücü yapacağını ve Pasifik bölgesini dünya sahnesine çıkaracağını söylüyor.
Smart Energy Council CEO’su John Grimes, Başbakan Anthony Albanese’nin sürece doğrudan liderlik etmesi gerektiğini belirterek bunun Albanese’nin iklim mirasını şekillendirecek bir fırsat olduğunu savundu.
Güney Avustralya Eyalet Başbakanı Peter Malinauskas, etkinliğin 30 bin kişiyi çekebileceğini ve 500 milyon dolarlık ekonomik katkı sağlayabileceğini ifade etti.
Eleştiriler ve Umutlar
Avustralya’nın aynı zamanda fosil yakıt projelerini desteklemeye devam etmesi, bazı çevrelerce yeşil göz boyama (greenwashing) olarak nitelendiriliyor. Ancak Pasifik liderleri, COP31’in Avustralya’da yapılmasının bölgesel dayanışma için olumlu bir mesaj vereceğini söylüyor.
Türkiye’nin yarıştan çekilmemesi halinde kararın en geç Kasım ayında Brezilya’daki COP30’da alınması gerekiyor. Ancak bu durum, organizasyon hazırlıkları açısından büyük risk oluşturuyor.



