
İran’da rejim muhalifleri bile, İsrail’in saldırılarının ardından geçici de olsa birlik mesajı verdi. Ancak içerdeki hoşnutsuzluk ve sistem karşıtı öfke hâlâ diri.
İsrail’in 13 Haziran’da İran’a yönelik hava saldırıları, ülke içinde uzun süredir görülmeyen bir milliyetçilik dalgası yarattı. Rejime yönelik eleştirileriyle tanınan 74 yaşındaki ünlü oyuncu Reza Kianian, “İran vardı, var ve var olacak” mesajıyla bu ruh haline öncülük etti. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun rejim karşıtlarını ayaklanmaya çağırması ise beklenenin tersine, İran halkında bir dış saldırıya karşı milli tepki yarattı.
Savaş boyunca 627 kişinin öldüğü, 120 binanın ise yıkıldığı açıklandı. Buna rağmen, iç politikada yıllardır baskı altında olan halk geçici de olsa bir bütünlük duygusu yaşadı. İran lideri Ayetullah Ali Hamaney, “Bu millet 90 milyonluk tek bir ses oldu” ifadeleriyle bu ruh halini sahiplendi. Devlet, propaganda dilini Şii ideolojisinden çok milliyetçi söyleme kaydırdı.
Rejim Eleştirileri Askıya Alındı
2022’de Mahsa Amini’nin ölümü sonrası kitlesel protestolarla sarsılan İran’da birçok kişi hâlâ ekonomik kriz, özgürlük kısıtlamaları ve yolsuzluk nedeniyle yönetime tepkili. Ancak savaşın ardından bu hoşnutsuzluklar sessizliğe büründü. Ev hanımı Maryam, “Netanyahu bize sahip olduklarımızı bile kaybedebileceğimizi hatırlattı” diyerek duygularını aktarıyor.
Yeni Dönemde Yeni Riskler
Rejim, bu geçici birliği kalıcılaştırmak için savaşı bir “zafer” olarak sunuyor. Balistik füze programına ve nükleer silah edinme isteğine kamuoyundaki destek artarken, rejim içindeki şahin kanadın etkisi de pekişmiş durumda. Ancak rejim eleştirmenleri, asıl sorunun ideolojik sertlik ve dış politika saplantıları olduğunu vurguluyor.
Siyasi analist Fayyaz Zahed’e göre, İran’ı ayakta tutan rejim değil, halkın tarihsel direnci: “Bu millet Moğol, Arap ve başka işgalcilerle baş etti. Değişim olacaksa, bu yine içeriden gelecektir.”


