
Foreign Affairs’te Mustafa Kutlay imzasıyla yayımlanan analize göre, Türkiye’nin artan küresel diplomasi hamleleri ve çok yönlü dış politikası kısa vadede etkili sonuçlar üretse de, uzun vadede ciddi yapısal riskler taşıyor. Türkiye’nin “stratejik özerklik” adı altında geliştirdiği politikalar, işlem odaklı yaklaşımın sınırlarına dayanmış durumda.
Suriye Zaferi ve Bölgesel Etki
Türkiye’nin 2011’den bu yana desteklediği Suriye muhalefeti, Aralık 2024’te Esad rejiminin çökmesiyle zafere ulaştı. Bu gelişme, Ankara’nın Suriye’de doğrudan etki kurmasını sağladı. Ancak bu başarıya rağmen, bölgesel istikrar kırılgan ve Suriye’nin yeniden inşası çok kaynak gerektiriyor. Türkiye bu süreçte belirleyici aktörlerden biri olsa da, tek başına yeterli değil.
Çok Taraflı Diplomasi ve Ekonomik Dengesizlik
Türkiye, Batı dışı güçlerle ilişkilerini derinleştirirken BRICS ve Şanghay İşbirliği Örgütü gibi oluşumlarla da yakınlaştı. 2024’te Çin ve Rusya ile ticaret hacmi 101 milyar dolara ulaşsa da, bu ticaretin yalnızca 12 milyar doları Türkiye’nin ihracatından oluştu. Bu dengesizlik, dış ticaret açığını artırıyor. Aynı zamanda Türkiye hâlâ doğrudan yatırım ve ileri teknoloji alanlarında Batı’ya bağımlı.
2019–2023 arasında Türkiye, yaklaşık 53 milyar dolarlık doğrudan yatırım çekti. Karşılaştırıldığında, daha küçük bir ekonomiye sahip olan Vietnam aynı dönemde 84 milyar dolar çekti. Bu, Türkiye’nin işlem odaklı yaklaşımının ekonomik getirisinin sınırlı kaldığını gösteriyor.
Batı ile Kopmalar ve Kurumsal Aksaklıklar
Türkiye’nin Batı’yla ilişkileri son yıllarda daha çok pazarlık temelli ilerledi. AB ile Gümrük Birliği güncellemesi, Schengen vizesi kolaylığı ve Doğu Akdeniz işbirliği gibi alanlarda ilerleme sağlanamadı. S-400 alımı gibi adımlar, Türkiye’nin Batı ittifaklarındaki pozisyonunu zayıflattı.
Kutlay’a göre, Türkiye gibi orta güçlerin aşırı bağımsızlık arayışı, dış politikada yalnızlığa ve ekonomik kırılganlığa neden olabilir. Ankara’nın hem Batı’daki müttefikleriyle ilişkilerini onarması hem de kurumsal yapısını güçlendirerek dış politika eylemlerine ekonomik bir zemin hazırlaması gerekiyor.
Yeni Dengeler, Yeni Riskler
Dünya çok kutupluluğa doğru evrilirken, orta güçler için fırsatlar kadar tehlikeler de artıyor. Türkiye’nin örneğinde olduğu gibi, işlem odaklı dış politika bir strateji değil, ancak bir geçiş yöntemi olabilir. Uzun vadeli etki için kalıcı ortaklıklar, ekonomik denge ve kurumsal sağlamlık gerekiyor.



