
Reuters’a göre, Hindistan ve Pakistan’ın 2019 yılındaki çatışmadan bu yana askeri kapasitesini önemli ölçüde artırması, olası bir çatışmada riskleri daha da büyütüyor.
Hindistan, Fransız yapımı Rafale savaş uçaklarını hizmete alırken; Pakistan, Çin’in J-10 jetlerini envanterine kattı. Her iki uçak da gelişmiş füze sistemlerine sahip ve modern hava muharebesine uygun. Hindistan’ın Rafale’leri Meteor füzesi taşırken, Pakistan’ın J-10’ları Çin yapımı PL-15’lerle donatıldı.
Ayrıca Hindistan, Rusya’dan S-400 hava savunma sistemini edinirken; Pakistan da Çin’in HQ-9 sistemini aldı. Her iki ülke de hava savunmasını güçlendirmiş durumda.
Gelişmiş donanıma rağmen, uzmanlar bu durumun caydırıcılıktan çok tırmanma riskini artırdığını savunuyor. Stimson Center’dan Frank O’Donnell, her iki ülkenin karar alıcılarının artık daha yüksek risk alabileceğini ve yanlış anlaşılmaların kolaylıkla çatışmayı büyütebileceğini belirtiyor.
Pakistan, Hindistan’ın son günlerde yaptığı açıklamalara karşılık olarak 450 km menzilli bir balistik füze test etti. Hindistan cephesinden şu ana kadar resmi bir yanıt gelmedi.
Çatışma riski sadece iki ülke arasında sınırlı değil. Çin, Pakistan’ın en büyük askeri tedarikçisi ve bölgedeki her türlü gerginlikte kilit bir aktör. ABD ise taraflara itidal çağrısı yaparken gelişmeleri dikkatle izliyor.
Her iki taraf da son yıllarda insansız hava araçlarına (İHA) yatırım yaptı. Hindistan, İsrail’den Heron Mark 2 ve ABD’den Predator İHA’ları tedarik ederken; Pakistan, Türkiye’den Bayraktar TB2 ve Akinci modellerini aldı.
Pakistanlı eski savaş pilotu Kaiser Tufail, olası bir çatışmada Hindistan’ın daha güçlü ve etkili saldırılar düzenlemeye çalışacağını, bunun da gerilimi tırmandırabileceğini belirtiyor.
2019’daki çatışmada iki taraf da sınırlı operasyonlarla nükleer eşiği geçmemişti. Ancak uzmanlar, bu kez şartların daha tehlikeli olduğuna dikkat çekiyor: “Nükleer silahlara sahip ülkelerin çatışması, son derece tehlikeli bir tırmanışa yol açabilir.”



