
Financial Times’ın haberine göre, ABD Başkanı Donald Trump’ın uyguladığı kapsamlı gümrük tarifelerine rağmen, dünyanın büyük bölümü sessiz kalmayı tercih etti. Bu durum Trump’a, önemli bir ekonomik ve siyasi avantaj sağladı.
Trump yönetiminin çelik, alüminyum ve otomotiv ürünlerine yönelik %10 ila %50 arasında değişen tarifeler uygulamasıyla, ABD’nin ikinci çeyrekteki gümrük gelirleri 64 milyar dolara ulaştı. Bu rakam, geçen yılın aynı dönemine göre 47 milyar dolar daha fazla.
Sınırlı misilleme: Çin ve Kanada dışında kimse yok
Dünyada yalnızca Çin ve Kanada, Trump’ın tarifelerine doğrudan misilleme yaptı. Çin’in uyguladığı tarifeler ABD’den ithalatı Mayıs ayında üçte bir oranında düşürdü. Ancak Çin bile kısa sürede geri adım atarak Cenevre’de 90 günlük bir uzlaşma süreci başlattı.
Kanada, Şubat ve Mart aylarında çelik ve otomotiv parçalarını hedef alan 155 milyar Kanada doları tutarında misilleme tarifeleri getirdi. Ancak son haftalarda Trump’ın baskısıyla geri adım attı. Başbakan Mark Carney, dijital hizmet vergisini geri çekti ve çelik tarifelerini eşlemedi.
AB ve diğerleri: Sessiz diplomasi ve zamana oynama
Avrupa Birliği, Trump’ın baskılarına rağmen misilleme planlarını sürekli erteledi. Komisyon, bu hafta 72 milyar euroluk potansiyel hedef listesini yayımladı ama ürün bazında oran belirtmedi. Yetkililer, 1 Ağustos’taki görüşmeler öncesinde müzakere alanı bırakmak istiyor.
AB yetkilileri, Ukrayna savaşı nedeniyle ABD’nin güvenlik desteğini kaybetmemek adına ekonomik misillemeden kaçındıklarını belirtiyor.
Meksika da, Mart ayında Trump’ın uyguladığı %25 tarifelere rağmen karşılık vermedi. Başkan Claudia Sheinbaum, “tercihimiz anlaşma” diyerek müzakere yolunu seçti.
Markalar strateji değiştiriyor
Uzmanlara göre, büyük markalar ABD piyasasını kaybetmemek adına artan maliyetleri küresel pazarlara yaymaya çalışıyor. Apple, Adidas ve Mercedes gibi şirketler fiyat artışlarını diğer ülkelerdeki tüketicilere yansıtıyor.
Proxima’nın başkan yardımcısı Simon Geale, “ABD tüketicisi %5 fiyat artışını kabul edebilir ama %20-40 arası artışları yansıtamazsınız” dedi.
Ekonomik gerçekçilik mi, siyasi çekingenlik mi?
Ekonomistler, bugünkü ticaret sisteminin ABD merkezli “hub-and-spoke” modeli olduğunu ve bu yapının misillemeyi ekonomik açıdan cazip olmaktan çıkardığını belirtiyor.
Chatham House uzmanı Creon Butler’a göre, kısa vadede misilleme yapılmaması anlaşılabilir; ancak uzun vadede ABD dışındaki ülkelerin küresel tedarik zincirleri üzerindeki etkisini sınırlayabilir.



