Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, PKK lideri Abdullah Öcalan’la yürüttüğü yeni diyalog süreci, bazı Kürt çevrelerinde umut yaratırken, uzmanlara göre bu sürecin arkasında gerçek bir barış hedefi değil, siyasi hesaplar yatıyor.
Foreign Policy yazarı ve Ortadoğu Enstitüsü Türkiye Programı Direktörü Gonul Tol’a göre, otoriter liderler etnik çatışmaları çözmek yerine baskı aracı olarak kullanma eğiliminde. Tol, Erdoğan’ın geçmişteki açılım süreçlerini hatırlatarak, her birinin siyasi kazanç elde etme amacıyla yürütüldüğünü savunuyor.
Geçmişteki Süreçler Ne Gösteriyor?
2009’da başlatılan ilk açılım süreci, Erdoğan’ın askeri vesayetle mücadelesinde Kürt seçmenin desteğini almak amacı taşıyordu. Oslo görüşmeleri ve reform vaatleri, referandumdan sonra yerini baskıya bıraktı. 2013’teki ikinci süreç ise Erdoğan’ın başkanlık sistemine geçiş planının bir parçasıydı. Kürt oylarına ihtiyaç duyan Erdoğan, yeniden Öcalan’la görüşmelere başladı ve PKK bir kez daha ateşkes ilan etti.
Ancak 2015 genel seçimlerinde HDP’nin %13 oy alarak Erdoğan’ın anayasal çoğunluğunu engellemesiyle süreç aniden sona erdi. Erdoğan bu noktada rotayı değiştirdi ve milliyetçi MHP ile ittifak kurarak Kürt siyasetine karşı en sert baskı dönemini başlattı.
Yeni Süreç Ne Vaat Ediyor?
Tol’a göre, mevcut süreç de benzer bir senaryo içeriyor. Mevcut anayasa Erdoğan’ın 2028 seçimlerinde yeniden aday olmasını engelliyor. Bu engeli aşmak için yeni bir anayasa gerekiyor ve Erdoğan bu süreçte Kürt oylarına yeniden ihtiyaç duyuyor.
Ancak yazar, Erdoğan’ın verdiği hiçbir demokratik taahhüdün güvenilir olmadığını vurguluyor. Geçmişteki reformlar kısa sürede geri alınmış, barış vaatleri baskıyla yer değiştirmişti. Bu nedenle, HDP’nin yeni anayasa sürecine destek vermesi, Kürt siyasetini bir kez daha iktidarın amaçlarına araç hâline getirme riski taşıyor.
Kürtler İçin Tarihî Bir Kavşak
Tol, Kürtlerin bugüne kadar demokrasi için verdiği mücadeleye sadık kalmak istiyorlarsa, bu yeni sürecin gerçek niyetini sorgulamaları gerektiğini savunuyor. Erdoğan’ın hedefi Kürt meselesini çözmek değil; kendi iktidarını kalıcı kılmak.
Yazının sonunda Tol şu uyarıda bulunuyor: “Eğer Erdoğan bu planı Kürtlerin desteğiyle hayata geçirirse, bedel Kürtler için ağır olacak: daha büyük bir izolasyon, daha derin bir baskı ve meşru taleplerin daha da kriminalize edilmesi.”


