
Financial Times’ın “Big Read” serisinde yayımlanan analizde, Hindistan Başbakanı Narendra Modi ile Pakistan Genelkurmay Başkanı ve fiili lideri Asım Munir’in liderlik tarzlarının Güney Asya’da son 20 yılın en büyük kriziyle nasıl örtüştüğü değerlendiriliyor.
İki güçlü adam, iki farklı ajanda
Hindistan’ın 8 Mayıs’taki füze saldırılarıyla başlayan ve iki ülkenin şehir merkezlerine kadar uzanan karşılıklı hava ve drone saldırıları, bölgeyi savaşın eşiğine getirdi. Taraflar sivil ölümleri bildirirken, kriz nükleer kapasiteli bu iki ülkenin liderlerinin ellerinde daha da tehlikeli hale geliyor.
Narendra Modi, Hindistan’ın en dindar Hindu milliyetçisi liderlerinden biri olarak görülüyor. Asım Munir ise Kur’an’ı ezberlemiş ilk Pakistan ordu komutanı ve Pakistan’da artan askeri yönetimin simgesi. Her ikisi de krizi “kutsal bir dava” olarak tanımlıyor.
Modi yeniden güç peşinde
Seçimlerde çoğunluğunu kaybeden Modi, Hindu milliyetçisi söylemi ve “Sindoor Operasyonu” adı verilen saldırılarla kamuoyunu tekrar etrafında topladı. Saldırılar sonrası Delhi’de ve Mumbai’de Modi’yi asker üniformasıyla tasvir eden posterler yayımlandı.
Munir ve ordu destek arayışında
Pakistan’da ise ekonomik kriz, Taliban saldırıları ve halk desteği düşerken, Munir yönetimi orduyu yücelten ve intikam mesajı veren açıklamalarla milliyetçi bir dalga yaratmaya çalışıyor. Munir’in “Kashmir Pakistan’ın şah damarındır” sözleri Hindistan’da öfkeyle karşılandı.
Diplomasi tıkanmış durumda
Analistlere göre her iki taraf da topyekûn savaşı istemiyor ancak geri adım atmanın zayıflık olarak algılanacağı bir atmosferde, kimse ilk adımı atmak istemiyor. ABD Başkanı Donald Trump “yardım edebilirim” dese de, Washington’un etkisi sınırlı kalıyor.
Sonuç: Karşılıklı misilleme sarmalı
Her iki taraf da kontrollü bir gerilimden çoktan uzaklaştı. Füze ve drone saldırıları iki ülkenin derinliklerine ulaştı. Uluslararası kamuoyu endişeli. Kriz büyürse bölgesel değil, küresel sonuçları olacak.



