
Reuters’ın “Insight” analizine göre, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Donald Trump’ın Gazze’de arabuluculuk yaptığı ateşkes anlaşmasında oynadığı rol sayesinde Türkiye’yi yeniden Orta Doğu diplomasisinin merkezine yerleştirdi.
Ankara’nın Hamas üzerindeki etkisi, uzun süredir Washington’da tepkiyle karşılanıyordu. Ancak bu kez Erdoğan’ın girişimiyle Hamas, Trump’ın planını kabul etti. Bu gelişme, Türkiye’nin ABD ile ilişkilerinde yeni bir dönemi başlatırken, İsrail ve bazı Arap ülkelerinde rahatsızlık yarattı.
Trump, anlaşmanın ardından Erdoğan’ı “dünyanın en güçlü liderlerinden biri” olarak niteledi. Ankara ise bu diplomatik başarıyı F-35 satışlarının yeniden başlaması, S-400 yaptırımlarının hafifletilmesi ve Suriye’deki güvenlik hedeflerinin desteklenmesi için kullanmayı planlıyor.
EDAM Başkanı Sinan Ülgen, “Türkiye, Washington’la yeniden kurduğu bu iyi niyeti stratejik kazanımlara dönüştürmek istiyor,” dedi.
Eylül ayında Erdoğan’ın altı yıl aradan sonra yaptığı Beyaz Saray ziyareti, iki ülke arasındaki “ilişki onarımı sürecinin başlangıcı” olarak değerlendiriliyor. Görüşmede S-400 yaptırımları, F-35 programı ve Suriye’deki Kürt güçleri ele alındı.
Reuters’ın edindiği bilgilere göre, Suriye Demokratik Güçleri’nin Suriye ordusuna katılmasını öngören mekanizma kuruldu; bu da Ankara için önemli bir stratejik kazanım anlamına geliyor.
Analize göre, Trump’ın Erdoğan’a “Hamas üzerindeki etkisini kullan” çağrısı, Türkiye’ye uzun süredir arzuladığı bölgesel liderlik rolünü kazandırdı. Ancak bu durum, Mısır, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi ülkelerde Osmanlı geçmişinin gölgesinde bir rahatsızlık yarattı.
Hamas yetkilileri, “Gerçek güvence Türkiye, Katar, Mısır ve ABD’den geldi,” açıklamasında bulundu.
Ateşkes, 7 Ekim 2023’te başlayan ve 67.000’den fazla Filistinlinin ölümüne yol açan savaşın ardından geldi. Ancak Türkiye ve Arap ülkeleri, anlaşmada “iki devletli çözüm yolunun hâlâ netleşmediğine” dikkat çekiyor.
Erdoğan, Türk askerinin Gazze’ye olası konuşlandırılması sorularına, “Şu anda öncelik tam ateşkes, insani yardım ve yeniden inşa,” diyerek yanıt verdi.
Bu süreç, Türkiye’nin uluslararası arenada yeniden “kriz çözücü ve arabulucu aktör” konumuna yükseldiğinin bir göstergesi olarak görülüyor.



