
Gelişmekte olan ülkelerde siyasi istikrar genellikle ekonomik avantaj olarak görülür. Ancak Bloomberg’in son analizine göre, Türkiye’de bu durum tersine dönmüş durumda. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın muhalefet partisi CHP’ye yönelik yolsuzluk soruşturmaları, Türk lirası ve borsa üzerinde ciddi baskı yarattı.
Mart ayında Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanması sonrası piyasalarda sert satışlar yaşandı. Mansur Yavaş ve diğer CHP’li isimlere yönelik davalar da yatırımcıların güvenini zayıflattı. Erdoğan’ın muhalefete yönelik hamleleri, kısa vadede gücünü artırsa da, uzun vadede hem iç istikrarı hem de ekonomik beklentileri olumsuz etkiliyor.
Bloomberg verilerine göre, Türk lirası bu yıl gelişmekte olan ülke para birimleri arasında ikinci en kötü performansı sergiledi. Merkez Bankası, Mart ayında kuru korumak için 50 milyar dolar rezerv harcadı.
Ekonominin başındaki Mehmet Şimşek ve Fatih Karahan’ın reformist adımları uluslararası yatırımcılardan kısmen destek bulsa da, yargı krizleri bu güveni tehdit ediyor. Uzmanlara göre, CHP’nin olası bölünmesi Erdoğan’a seçim tarihini erkene çekme fırsatı verebilir; ancak bu durumda enflasyonla mücadeledeki ilerleme tehlikeye girebilir.
Bloomberg’in değerlendirmesine göre, Türkiye’de “siyasi istikrar” artık yatırımcılar açısından bir güven unsuru olmaktan çıkıp, sistemik risk haline geldi.



