
Financial Times’a göre, ABD’nin Çin’in kritik maden tedarik zincirindeki hâkimiyetini kırma girişimi, nadir element üreticilerini küresel piyasalarda ön plana çıkardı.
ABD Başkanı Donald Trump yönetimi, nadir element piyasasını yeniden şekillendirmek için fiyat tabanları belirleme, stratejik rezerv oluşturma ve bazı şirketlerde doğrudan hisse alımı planlıyor. Bu adımlar, Çin’in hâkim olduğu küresel nadir element piyasasında radikal bir politika değişikliğine işaret ediyor.
MP Materials, USA Rare Earth ve Lynas Rare Earths gibi şirketlerin hisseleri bu yıl iki kattan fazla artarken, lityum ve kobalt üreticileri de benzer şekilde yükseldi. ABD, Kanada merkezli Lithium Americas ve Trilogy Metals şirketlerine yatırım yaparak bu şirketlerin büyümesini destekliyor.
ABD yönetimi, üretim süreçlerini hızlandırmak için çevre izinlerini gevşetiyor. “Mine, baby, mine” (Kaz, bebek, kaz) sloganıyla yürütülen bu yeni politika, enerji bağımsızlığı ve savunma sanayiine yönelik kritik minerallerin güvenliğini hedefliyor.
Çin, buna karşılık, nadir elementlerin ihracatına yönelik kontrolleri sıkılaştırarak küresel pazara karşı elini güçlendirmeye çalışıyor. Yeni düzenlemeyle Çin kaynaklı mıknatısların ihracatı için izin şartı getirildi ve beş yeni element daha ihracat kontrol listesine eklendi.
Bazı uzmanlar, piyasadaki hızlı yükselişin spekülatif balon oluşturabileceği uyarısında bulunuyor. Ancak Project Blue’dan David Merriman, MP Materials ve Lynas gibi üreticilerin Çin kaynaklı arz boşluğunu doldurabileceğini, bu nedenle uzun vadede yükselişin temelli olabileceğini belirtiyor.
ABD, savunma ve teknoloji sektörlerinin hammadde güvenliğini sağlamak amacıyla 1 milyar dolarlık stratejik maden stoğu oluşturdu. Temmuz ayında MP Materials’ın yüzde 15’ini 400 milyon dolara satın alan Washington, ayrıca Kanada merkezli Lithium Americas ve Trilogy Metals’te de pay sahibi oldu.
Bu gelişmeler, küresel nadir element piyasasında yeni bir “kaynak jeopolitiği” döneminin başladığına işaret ediyor.



