
İstanbul’da belediye başkanı Ekrem İmamoğlu ve 100’den fazla üst düzey belediye yetkilisinin tutuklanması, şehrin kritik altyapı ve kentsel dönüşüm projelerini sekteye uğrattı. Mart ayından bu yana süren tutuklamalar, muhalefetin merkezi olan İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin (İBB) işleyişini ciddi biçimde etkiliyor.
Silivri Cezaevi’ndeki İmamoğlu ve diğer yöneticiler, son büyük İstanbul depreminin merkez üssü olan Silivri’deydi, ancak afet müdahalesini organize edemediler. Zira hâlihazırda yüksek güvenlikli cezaevinde bulunuyorlardı. Bu durum, kentsel yönetimin merkezileşmesiyle birlikte İstanbul’un afet risklerine daha açık hâle geldiği eleştirilerine yol açtı.
Tutuklanan isimler arasında İSKİ Genel Müdürü, KİPTAŞ Genel Müdürü, İETT Başkanı ve Şehir Planlama Daire Başkanı gibi kurumların yöneticileri bulunuyor. Ayrıca muhalefet partisine mensup sekiz ilçe belediye başkanı da tutuklu. Hükümet yetkilileri davaların siyasi olmadığı görüşünde ısrar ederken, muhalefet baskı ve yıldırma politikası yürütüldüğünü öne sürüyor.
Kanal İstanbul ve artan inşaat faaliyetleri
İBB ile merkezi hükümet arasında en büyük tartışma konularından biri olan Kanal İstanbul projesi, İmamoğlu’nun karşı çıkmasına rağmen hız kazanmış durumda. Projenin çevresinde bulunan tarım arazileri yapılaşmaya açılırken, 28.000 konutluk TOKİ projesinin Sazlıdere havzasında başlaması dikkat çekti. İSKİ’nin “su havzasını tehdit ediyor” uyarısına rağmen TOKİ çalışmalarına devam etti; ardından İSKİ Genel Müdürü Şafak Basa gözaltına alındı.
Hükümet, TOKİ projesinin Kanal İstanbul ile ilgisi olmadığını savunuyor ve yapıların düşük gelirli vatandaşları depreme dayanıklı konutlara taşımak için inşa edildiğini belirtiyor.
Deprem hazırlıkları aksadı
İmamoğlu yönetiminin başlattığı “İstanbul Yenileniyor” projesi, eski ve riskli binaların dönüşümünü hedefliyordu. Ancak, projeyi yürüten KİPTAŞ Genel Müdürü Ali Kurt’un tutuklanması sonrası birçok sürecin durduğu bildirildi. Vatandaşlar, kredi ve inşaat işlemlerinde karşı tarafın cezaevinde olmasından dolayı çekimser davranıyor.
Yeni yasa ile belediyelerin yetkileri azalacak
Merkezi hükümetin hazırladığı yeni yasa tasarısı, il ve ilçe valilerine daha geniş yetkiler verirken, belediye başkanlarının imar planları, ruhsatlandırma ve sosyal yardımlar üzerindeki yetkilerini kısıtlayacak. Uzmanlara göre, bu değişiklikler yerel demokrasiyi zayıflatma riski taşıyor.
İstanbul Politikalar Merkezi’nden Seren Selvin Korkmaz, “Etkili yerel yönetim kadroları cezaevinde. Geri kalan çalışanlar kendi görevlerinin yanı sıra tutuklu arkadaşlarının işlerini de yapmak zorunda. Bu ciddi bir verimsizlik ve tedirginlik yaratıyor” diyor.
İBB tarafından geliştirilen ve 2050 yılına kadar kentsel vizyonu çizmeyi amaçlayan “İstanbul Vizyonu” çalışması da durma noktasında. Projeyi hazırlayan ekip cezaevinde.
İstanbul’daki gelişmeler, Türkiye’de yerel yönetimlerin geleceği ve kentsel hizmetlerin sürdürülebilirliği açısından derin etkilere yol açabilir.



