
The Philosopher dergisinde Nigel Warburton tarafından kaleme alınan yazıya göre, Jeff Bezos’un Venedik’teki lüks ve gösterişli düğünü, Jean-Jacques Rousseau’nun “amour propre” (gösterişli benlik) kavramının modern bir örneği olarak okunabilir.
Bezos, Venedik’te halkın büyük kısmının karşı çıktığı bir etkinlikle adeta şehrin bir bölümünü kiralayarak, tahmini 50 milyon dolarlık bir düğün gerçekleştirdi. Aynı anda Amazon, çalışanlarına yönelik düşük maaşlar ve zorlu koşullar nedeniyle eleştiri alıyor.
Rousseau’nun Uyarısı
Rousseau, 1755’te yayımladığı “Eşitsizliğin Kökeni Üzerine Söylev” adlı eserinde, insanlar arasındaki eşitsizliğin doğal olmadığını, medeniyetin ilerlemesiyle birlikte ortaya çıktığını savunuyordu.
İnsanların doğasında sadece hayatta kalma arzusu değil, aynı zamanda başkalarının acısını hissetme yetisi de bulunur. Ancak dilin gelişmesi, mülkiyetin ortaya çıkması ve toplumlaşma, insanların kendini başkalarıyla kıyaslamasına neden olur.
Rousseau bu yeni kıyaslama güdüsünü “amour propre” olarak tanımlar. Bu duygu, bireyin yalnızca kendisini değil, çevresine karşı üstünlük kurma ihtiyacını doğurur.
Bezos’un düğünü, tam da bu türden bir davranış olarak yorumlanıyor: zenginliğini ve gücünü gösterme arzusuyla şekillenmiş, başkalarının sıkıntılarına kayıtsız bir tüketim gösterisi.
Bir Ahlaki Batış
Yazar Warburton’a göre, Rousseau bu durumu yalnızca geçmişe bir övgü olarak değil, bugünün teşhis aracı olarak kullanır. Geriye dönüş önermez; ancak neyin yanlış gittiğini gösterir.
İklim değişikliğinin etkisiyle batmakta olan Venedik, burada hem fiziksel hem de sembolik bir çöküş anlamı taşır. Eğer Rousseau haklıysa, batan sadece Venedik değil, bizlerin ahlaki pusulasıdır.
