
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, 26 Mayıs’ta iki günlük resmi ziyaret için Moskova’ya gitti. Fidan, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve Kremlin danışmanı Vladimir Medinski ile yaptığı görüşmelerde, Türkiye’nin Ukrayna ile Rusya arasındaki barış müzakerelerine ev sahipliği yapma konusundaki kararlılığını yineledi. Türkiye, 16 Mayıs’ta İstanbul’da gerçekleşen ve savaşın başlangıcından bu yana yapılan en kapsamlı esir değişimini mümkün kılan görüşmelerin ardından, yeni tur müzakerelerin de İstanbul’da yapılmasını istiyor.
Türkiye kalıcı arabulucu olmak istiyor
Cumhurbaşkanlığı kaynaklarına göre Türkiye, yalnızca barış görüşmelerine değil, aynı zamanda ekonomik ilişkiler ve Orta Doğu’daki gelişmelerin de gündeme geldiği daha geniş bir diplomatik rol üstlenmek istiyor. Ankara, Suriye meselesini de Rusya ile görüşme başlıkları arasına aldı. Türkiye bu süreçte hem bölgesel bir aktör olarak konumunu pekiştirmek hem de Rusya ile olan ekonomik ilişkilerini daha da derinleştirmek istiyor.
İstanbul mu, Vatikan mı?
Yeni turun nerede yapılacağı hâlâ kesinleşmedi. ABD Başkanı Donald Trump’ın Vatikan’ı bir seçenek olarak Avrupa liderleriyle görüştüğü biliniyor. Ancak Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov bu seçeneği alaycı bir dille eleştirdi: “Ortodoks ülkelerin Katolik bir mekânda barış müzakeresi yürütmesi zarif durmaz.”
Rusya’ya yakın kaynaklara göre, İstanbul hâlâ en güçlü aday. Lojistik nedenlerle Vatikan seçeneği zayıf görülüyor. Konuya dair resmi açıklamanın yakında yapılması bekleniyor.
İkili gündem: ekonomi ve bankacılık
Ukrayna meselesinin yanı sıra, Fidan’ın Moskova temaslarında Türkiye ile Rusya arasındaki ticaret ve bankacılık ilişkilerinin geliştirilmesi de ele alınıyor. Fidan ve Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’un 27 Mayıs’ta yapacağı görüşmede bu konuların ayrıntılı şekilde gündeme gelmesi bekleniyor.
Türkiye, Ukrayna krizinde oynadığı rolü sadece geçici bir arabuluculuk olarak değil, uzun vadeli diplomatik bir konumlandırma olarak görüyor. Ankara’nın amacı, yalnızca barışı kolaylaştırmak değil, aynı zamanda küresel diplomaside stratejik bir merkez hâline gelmek.



