04.06.2026
Yapay zekâ yeni bir sömürgecilik dönemini başlatıyor
🔹 Bazı araştırmacılar, yapay zekânın yerli topluluklar ve beyaz olmayan gruplara ilişkin stereotipleri yeniden ürettiğini ve kültürel nüansları görünmez hâle getirdiğini savunuyor.
🔹 Ana akım yapay zekâ modellerinin büyük bölümü Batılı yazarların, özellikle de beyaz erkeklerin ürettiği içeriklerle eğitildi.
🔹 Modeller, bu kaynaklardaki değerleri, bakış açılarını, yazım tarzlarını ve önyargıları düzenli olarak yeniden üretebiliyor.
🔹 Yale Üniversitesi öğretim üyesi Julian Posada, sömürgeciliğin geçmişte kalmış bir olgu olarak sunulduğunu ancak veri üretimi ve emek ilişkilerinde etkilerinin sürdüğünü söyledi.
🔹 Büyük dil modellerinin çoğu Batılı, eğitimli, sanayileşmiş, zengin ve demokratik toplumlarda geliştiriliyor.
🔹 Bu modeller; sosyal medya, internet siteleri, haber arşivleri ve dijitalleştirilmiş kaynaklardan veri topluyor. Verilerin büyük bölümü Kuzey Amerika ve Avrupa kökenli içeriklerden oluşuyor.
🔹 Cornell Üniversitesi öğretim üyesi Aditya Vashistha, yapay zekâ modellerinin Hint mutfağını sıklıkla “zengin aromalı ve baharatlı” olarak tanımladığını, bunun ise Hint mutfağındaki çeşitliliği yansıtmadığını söyledi.
🔹 “Data Grab: The New Colonialism of Big Tech and How to Fight Back” kitabının ortak yazarı Nick Couldry, verilerin toplanmasının başlı başına sömürgeci bir eylem olduğunu söyledi.
🔹 Queen’s University araştırmacısı Michael Sherbert, büyük teknoloji şirketlerinin hızlı büyüme ve kâr elde etme baskısının bu sorunu derinleştirdiğini söyledi.
🔹 Birçok yerli topluluğun bilgisi sözlü geleneklerle kuşaktan kuşağa aktarılıyor. Bu bilgiler yazılı kaynaklarda yer almadığı için yapay zekâ modellerine yansımayabiliyor.
🔹 Bazı yerli topluluklar belirli bilgileri bilinçli olarak gizli tutuyor ve bu bilgiler kamuya açık veri kaynaklarında bulunmuyor.
🔹 Sherbert, sorunun yalnızca yanlış bilgi üretimiyle sınırlı olmadığını söyledi.