
Suriye, Beşar Esad rejiminin devrilmesinden 10 ay sonra kırılgan bir geçiş sürecinden geçiyor. Yeni devlet başkanı Ahmed el-Şaraa yönetiminde ülkenin karşı karşıya olduğu en temel mesele artık “kim yönetecek?” değil, iktidarın nasıl paylaşılacağı.
Esad Sonrası Dönemde Yeni Denge Arayışı
Time dergisinde Hassan Hassan tarafından kaleme alınan analize göre, Şam’daki güç merkezleri arasında en hassas denge Kürtlerle merkezi hükümet arasındaki ilişkilerde yatıyor. Halep’teki Şeyh Maksud ve Aşrafiye mahallelerinde yaşanan son çatışmalar, ülkenin kolayca yeniden iç savaşa sürüklenebileceğini gösterdi.
ABD ve Türkiye’nin arabuluculuğuyla sağlanan geçici ateşkes, taraflar arasında bir kez daha diplomasiye alan açtı. Ancak uzmanlar, bu ateşkesin kalıcı bir çözüme dönüşebilmesi için Kürtlerin devlet içinde temsiliyet ve özerklik taleplerinin dikkate alınması gerektiğini belirtiyor.
Kürtlerle Şam Arasında Gerilimli Müzakere
Mart 2025’te Suriye Demokratik Güçleri (SDG) lideri Mazlum Abdi ile Ahmed el-Şaraa arasında ABD’nin arabuluculuğunda yapılan anlaşma, yıl sonuna kadar SDG’nin Suriye ordusuna entegre edilmesini öngörüyordu.
Anlaşmanın imzalanmasının ardından Şam’da düzenlenen Nevruz kutlamaları, yarım yüzyıldan fazla bir süredir görülmeyen bir sembolik adım olarak değerlendirilmişti. Ancak süreç, karşılıklı güvensizlik nedeniyle tıkandı.
Damascus tarafı, Kürtlerin “her detayda oyalama taktiği” izlediğini öne sürerken; Kürt temsilciler, hükümetin sunduğu makamların “sadece süs niteliğinde” olduğunu savundu. Kürt müzakereciler, anayasal güvence ve bütçe yetkisi olmadan verilen koltukların anlam taşımayacağını dile getirdi.
Türkiye Faktörü: Askeri Seçenek Masada
Şaraa, görüşmelerde Türkiye’nin Aralık ayında kuzeydoğuya askerî operasyon planladığını, ancak kendisinin diyaloğu tercih ettiğini açıkladı. Ankara, Kürtlerin denetiminde bir bölgeyi “ulusal güvenlik tehdidi” olarak görmeye devam ediyor.
Türk kaynaklara göre Ankara, Mart ayında belirlenen 10 aylık takvimi fazla uzun buldu ve yıl sonuna kadar sonuç alınmazsa müdahale seçeneğini yeniden gündeme alacak.
Şaraa, “Kuzeydoğu, Türkiye için ulusal güvenlik meselesidir. Mevcut durum onlar için kabul edilemez,” diyerek SDG’ye “fırsatı kullanma” çağrısı yaptı.
Şaraa’nın Kırılgan Konumu
Yeni liderin önündeki en büyük engellerden biri, rejim içindeki farklı güç odakları. Temmuz ayında Dürzi kenti Süveyda’da yaşanan kanlı çatışma sonrası, Şaraa’nın konumunun zayıfladığına dair söylentiler yayıldı. İsrail ve BAE istihbaratının, Şaraa’nın 2026 ortasından fazla dayanamayacağı yönündeki analizleri, Kürtlerin temkinli davranmasına neden oldu.
Buna rağmen, Eylül ayında Şaraa’nın BM Genel Kurulu’nda yaptığı tarihi konuşma uluslararası alanda meşruiyetini güçlendirdi. Bu gelişme üzerine SDG, müzakerelere yeniden dönmeye hazır olduğunu açıkladı.
Reform Sözü ve Tartışmalı Yasalar
Şaraa yönetimi, ademi merkeziyetçiliği güçlendirmek amacıyla Esad döneminden kalma 107 No’lu Yasayı yeniden gündeme aldı. Bu yasa, yerel yönetimlere mali ve idari özerklik tanıyor ancak Kürtlerin istediği kültürel hakları kapsamıyor.
Kürt temsilciler, kadın savaşçıların orduya entegrasyonu, Kürtçe eğitimin resmileşmesi ve sivil denetim mekanizmalarının kurulması gibi maddelerde ısrar ediyor. Ancak Şam, bu talepleri “zaman kaybı” olarak nitelendiriyor.
Barış mı, Yeni Bir Çatışma mı?
Analistlere göre SDG’nin önünde iki yol var:
- Birincisi, mevcut anlaşmayı genişletip Kürtlere yerel özerklik sağlayacak bir yapıyı anayasal düzeyde güvence altına almak.
- İkincisi, Şaraa’nın düşmesini bekleyip daha avantajlı bir rejimle yeniden müzakere etmek.
İkinci seçeneğin sonucu ise öngörülebilir: etnik çatışma, kabile isyanları ve DEAŞ’ın yeniden canlanması. Ayrıca SDG kontrolündeki hapishanelerde tutulan yaklaşık 12 bin IŞİD üyesinin geleceği de belirsizliğe sürüklenecek.
Uluslararası Dengeler
ABD, Türkiye ve Rusya arasında son haftalarda yürütülen temaslar, Suriye’nin kuzeydoğusunun yeniden Şam yönetimine devredilmesi konusunda sınırlı bir uzlaşıya işaret ediyor.
Hassan Hassan’a göre bu uzlaşı, “kusurlu ama barışçıl bir çözüm” anlamına geliyor:
“Yeni bir savaş, Suriye’yi on yıl daha geriye götürür. Kapsayıcı düşünce Şam’dan, gerçekçilik ise Kürtlerden gelmeli.”
Sonuç
Suriye’de barışın yolu, tarafların kazanımlarını koruyarak merkeziyetçi yapıyı gevşetmesinden geçiyor. Şaraa yönetimi, Kürtlerle sağlanacak bir güç paylaşımını ülkenin yeniden inşası için stratejik bir fırsat olarak görüyor. Ancak hem içerdeki direniş hem de Türkiye’nin olası müdahalesi, bu süreci her an rayından çıkarabilir.



