
Türkiye’de diyabet vakalarının artışı hem tıbbi hem de toplumsal bir krize dönüşmüş durumda. Sağlık Bakanlığı verilerine göre son 20 yılda diyabet oranı %67 arttı ve yetişkin nüfusun %16,6’sı hastalığa yakalandı. Bu oran Avrupa Birliği ortalamasının neredeyse iki katı.
Hızla yükselen bir trend
Dünya Sağlık Örgütü verileri, Türkiye’de diyabetin 2002’den bu yana düzenli olarak yükseldiğini ortaya koyuyor. 2002’de %9,9 olan oran, 2022’de %16,6’ya ulaştı. Özellikle 30 yaş üstü grupta her beş kişiden biri diyabet hastası. Almanya, Fransa ve İtalya gibi AB ülkelerinde bu oran %3–7 arasında değişiyor.
Sağlık politikalarına eleştiri
Halk sağlığı uzmanı ve CHP milletvekili Kayıhan Pala, artışın nedenlerini genetikten çok yaşam tarzı ve beslenme alışkanlıklarında görüyor. Hareket azlığı, aşırı karbonhidrat ve şeker tüketimi başlıca risk faktörleri. OECD verilerine göre hastaların büyük bölümü hastalığının farkında değil ve “kontrolsüz diyabet” oranı Türkiye’de OECD ortalamasının sekiz katı.
Obezite ve gıda politikaları
Türkiye, Avrupa’nın en yüksek obezite oranına sahip ülkesi (%66,8). Ucuz ve sağlıksız atıştırmalıklar, şekerli içecekler ve mısır şurubu tüketimi bu tabloyu ağırlaştırıyor. Uzmanlar, mevcut sağlık kampanyalarının yetersiz olduğunu ve köklü gıda politikalarına ihtiyaç olduğunu söylüyor.
Çözüm: Erken tanı ve çocuklardan başlamak
Uzmanlara göre, erken tanı, düzenli tedaviye erişim ve ilaç tedarikinde iyileştirme şart. En etkili önlem ise çocuklara yönelik programlar. Pala, tüm öğrencilere ücretsiz ve sağlıklı okul yemekleri sunmanın diyabet ve obeziteyle mücadelede kilit rol oynayacağını savunuyor.



