

ABD Başkanı Donald Trump, Rusya’nın Ukrayna savaşını finanse etmesini engellemek amacıyla Çin ve Hindistan’a Rusya’dan petrol ithalatını durdurmaları yönünde çağrıda bulundu. Ancak bu ülkeler, ucuz Rus petrolü sayesinde hem enerji ihtiyaçlarını karşılıyor hem de rafineri kârlarını artırıyor.
Çin, Hindistan ve Türkiye, Avrupa Birliği’nin 2023 başında uygulamaya koyduğu deniz yoluyla taşınan Rus petrolüne yönelik ambargonun ardından en büyük ithalatçı konumuna geldi. Bu dönüşüm, küresel petrol ticaretinde büyük bir yön değişikliğine neden oldu.
Kyiv Ekonomi Okulu’nun verilerine göre, Çin bugüne kadar 219,5 milyar dolar, Hindistan 133,4 milyar dolar ve Türkiye 90,3 milyar dolarlık Rus petrol, gaz ve kömürü ithal etti. Bu ülkeler, Rusya’nın enerji gelirlerinde en büyük paya sahip olmaya devam ediyor.
Petrol fiyatlarındaki fark nedeniyle Rus petrolü, Brent benchmark’ına göre daha ucuz kalıyor. Bu da rafineriler için cazip bir seçenek sunuyor. G7 ülkeleri Rusya’nın gelirlerini sınırlamak için petrol fiyatına tavan uygulaması getirip denizcilik ve sigorta hizmetlerini buna göre düzenlemeye çalışsa da, Rusya bunu “gölge filo” adı verilen eski gemiler ve yaptırımları uygulamayan ülkeler aracılığıyla aşabiliyor.
Haziran ayında Rusya’nın yalnızca petrol satışından elde ettiği gelir 12,6 milyar dolar olarak açıklandı. Yıl sonu tahminlerine göre bu rakamın 153 milyar dolara ulaşması bekleniyor. Bu gelirler, hem Rus ekonomisini hem de savaşta kullanılan malzeme ve silahların ithalatını destekliyor.
Öte yandan, ABD’nin baskısına rağmen Çin ve Hindistan, bu alışverişi kesme yönünde herhangi bir adım atmıyor. Türkiye’nin de bu denklemde önemli bir aktör olarak öne çıkması, enerji ve jeopolitik ilişkiler açısından dikkat çekici bir tablo oluşturuyor.



