
Yapay zekâ tarafından keşfedilen bir hedef ve ilaç kombinasyonu, ilk kez faz 2a düzeyinde klinik başarıya ulaşarak yapay zekânın ilaç keşfindeki potansiyelini somut biçimde ortaya koydu.
Nature Medicine dergisinde yayımlanan çalışmaya göre, yapay zekâ platformları kullanılarak Traf2- and Nck-interacting kinase (TNIK) proteini hedef olarak belirlendi ve rentosertib adlı küçük molekül tasarlandı. İlaç, idiyopatik pulmoner fibrozis (IPF) hastalarında yapılan randomize, çift kör ve plasebo kontrollü faz 2a çalışmasında güvenli bulundu ve olumlu etki sinyalleri verdi.
Çalışmaya 71 IPF hastası katıldı ve üç farklı doz rejimiyle 12 hafta boyunca rentosertib veya plasebo verildi. En yüksek doz grubundaki hastalarda, akciğer fonksiyonu göstergesi olan zorlu vital kapasitede (FVC) ortalama 98,4 ml’lik artış gözlenirken, plasebo grubunda bu değer -0,3 ml olarak kaydedildi. Kısa süreli tedaviye rağmen elde edilen bu sonuç, IPF gibi ilerleyici bir hastalıkta önemli bir sinyal olarak değerlendiriliyor.
Çalışmada rentosertib’in halihazırda antifibrotik ilaç kullanan hastalardansa, bu tür ilaçlar almayan hastalarda daha etkili olduğu gözlemlendi. Bu durum, gelecekteki çalışmalarda ilaç-ilaç etkileşimlerinin değerlendirilmesi gerektiğini ortaya koydu.
Rentosertib’in keşif ve geliştirme süreci, AI destekli PandaOmics ve Chemistry42 platformlarıyla yürütüldü. Platformlar, çok-omikli ve yapısal veriler kullanarak hedef belirleme, molekül tasarımı ve optimizasyonunu gerçekleştirdi. Bu süreçte ilaç benzerliği, biyolojik yenilik ve sentez kolaylığı gibi kriterler dikkate alındı.
Çalışmada ayrıca serum proteomik profilleme ile tedaviye verilen yanıtın biyolojik temelleri incelendi. Fibrozis ve yaşlanmayla ilişkili proteinlerin ifadesi doz ve süreyle değişim gösterdi. Bu proteinlerin bazıları, FVC değişimleriyle korelasyon göstererek biyobelirteç potansiyeli sundu.
Bu başarı, AI’ın yalnızca molekül üretmekle kalmayıp, aynı zamanda ilaç geliştirme süreçlerini yönlendirme ve riskleri azaltma potansiyelini de ortaya koyuyor. Ancak çalışmanın sınırlı sayıda hasta ile yapılmış olması, sadece Çin’de yürütülmesi ve kısa izlem süresi gibi sınırlılıkları da bulunuyor. Bu nedenle etkinliğin daha büyük ve uzun süreli denemelerle doğrulanması gerekiyor.



