
DW Türkçe’nin haberine göre, Türkiye’de 4 Haziran’da yürürlüğe giren yeni bir yasa, Diyanet İşleri Başkanlığı’na Kur’an-ı Kerim çevirilerini denetleme ve yasaklama yetkisi verdi. Yasaya göre, Diyanet’in “İslam’ın temel özelliklerine uygun görmediği” çeviriler toplatılabilecek, dijital ortamlardaki metin, ses ve görüntü dosyaları da dahil olmak üzere imha edilebilecek.
Daha önce benzer bir yetki Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle Diyanet’e verilmişti ancak bu düzenleme Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmişti. Yeni yasa ise aynı yetkiyi anayasal çerçeveye taşımış oldu.
Devlet eliyle dinî sansür mü?
İlahiyatçılar ve hukukçular, düzenlemeyi sert şekilde eleştiriyor. Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nden Prof. Dr. Sönmez Kutlu, yasa için “bir devletin iflas ilanıdır” ifadesini kullandı. Ona göre, bilimsel yöntemlerle aykırı yorumlarla başa çıkmak varken, yasaklama devletin çaresizliğini gösteriyor.
İlahiyatçı yazar İhsan Eliaçık ise bu müdahalenin doğrudan inanç özgürlüğünü ihlal ettiğini savunuyor: “İslam’da Allah ile kul arasına hiçbir kurum giremez. Diyanet bu yetkiyle tam da bunu yapıyor.” Eliaçık’ın çevirisi daha önce Diyanet tarafından yasaklanmış, Anayasa Mahkemesi kararıyla bu yasak kaldırılmıştı. Ancak yeni yasa altında aynı koruma mümkün olmayabilir.
Tarikatlar ve siyasî etkiler
Frankfurt Goethe Üniversitesi İlahiyat Profesörü Ömer Özsoy, bu yasanın arkasında hükümete yakın dini tarikatların etkisi olduğunu öne sürüyor. Özsoy’a göre, bu çevreler yaklaşık 10 yıldır Türkiye’deki ilahiyat fakültelerinde eleştirel ve çoğulcu yaklaşımlara karşı sistematik baskı uyguluyor.
Özsoy ayrıca, çevirmen çevrelerinden gelen bilgilere göre Diyanet’in 12 farklı Kur’an çevirisini toplatmaya hazırlandığını belirtiyor. Bu isimler arasında Mustafa Öztürk ve Edip Yüksel gibi tanınmış isimler de bulunuyor.
Değişen toplumsal eğilimler
DW’nin aktardığı KONDA verilerine göre, 2018’de kendini “dindar” olarak tanımlayanların oranı %55 iken bu oran bugün %46’ya geriledi. Aynı dönemde, kendini ateist veya inançsız olarak tanımlayanların oranı %2’den %8’e çıktı.
Bu değişim, hükümetin “dindar nesil” vizyonuyla çelişiyor. Gençlerin kutsal metinleri doğrudan okuyarak yorumlaması, geleneksel otorite yapılarında rahatsızlık yaratıyor.
Kur’an çevirilerinin önemi
Kur’an’ın Arapça yazılmış olması nedeniyle, çeviriler milyonlarca kişi için temel bir erişim aracı. Ancak bu çeviriler aynı zamanda yoruma açık olduğundan, dini otoriteler tarafından sık sık tartışma konusu oluyor.



