
Financial Times editöryal kurulunun değerlendirmesine göre, İsrail’in Gazze ve Batı Şeria’da sürdürdüğü politikalar, bir Filistin devletinin kurulma ihtimalini sistematik biçimde ortadan kaldırıyor. Netanyahu liderliğindeki sağcı koalisyon, Hamas’ın 7 Ekim 2023’teki saldırılarını bahane ederek, tüm Filistin halkını kolektif olarak cezalandırıyor.
Geçtiğimiz hafta İsrail’in Gazze’de yardım almak isteyen sivillere ateş açtığı iddiaları uluslararası ajanslar ve hastane yetkilileri tarafından bildirildi. Aynı dönemde İsrail hükümeti, Batı Şeria’da 22 yeni yerleşim birimi kuracağını açıkladı. Bu yerleşimler, uluslararası hukuka göre yasa dışı ve Batı Şeria’daki en büyük toprak genişletme hamlesi olarak değerlendiriliyor.
İsrail Savunma Bakanı İsrael Katz, bu yeni yerleşim kararını “Filistin devleti kurulmasını engelleyen stratejik bir adım” olarak tanımladı. Bu açıklama, İsrail hükümetinin yalnızca güvenlik değil, siyasi olarak da iki devletli çözümü hedef almayı amaçladığını ortaya koyuyor.
Batı’nın Sessizliği ve Yavaş Tepkileri
Gazze’deki insani felaket, Batı Şeria’daki durumu gölgede bıraksa da, bu bölgede de son 20 yılın en kanlı dönemi yaşanıyor. İsrail ordusu operasyonlarını genişleterek yüzlerce kişiyi öldürdü, binlercesini yerinden etti. Bu süreçte aşırılık yanlısı Yahudi yerleşimciler de, devlet desteğiyle Filistinlilere karşı şiddet uyguladı.
Avrupa Birliği dışişleri bakanları, İsrail ile birlik anlaşmasını gözden geçirme sürecini başlattı. İngiltere, yeni bir ticaret anlaşması görüşmelerini askıya aldı ve bazı yerleşimci gruplara yaptırım uyguladı. Ancak Financial Times’a göre bu adımlar geç kalınmış ve yetersiz. Avrupa devletleri hâlâ yerleşim bölgelerinden ürün ithal ediyor ve İsrail’in hukuk dışı eylemlerine net bir duruş sergilemekten kaçınıyor.
Eylem Çağrısı: Tanıma, Yaptırım ve Silah Kısıtlaması
Editoryal kurul, Avrupa ülkelerine şu üç adımı atma çağrısı yapıyor:
İsrail’in yasa dışı yerleşim ürünleriyle ticaret tamamen durdurulmalı.
Filistin topraklarında şiddeti körükleyen aşırılıkçı yerleşimci yapılar ve hükümet yetkilileri yaptırımlarla hedef alınmalı.
İsrail’e yönelik saldırı silahı satışları yarıya indirilmeli.
Son olarak, Avrupa’nın gecikmeden Filistin devletini resmen tanıması gerektiği ifade ediliyor. Bu adım, sembolik olsa da iki devletli çözüme olan bağlılığın güçlü bir ifadesi olur ve uluslararası hukukun hâlâ bir anlam taşıdığını gösterir.



