
Fransa ile Cezayir arasında uzun süredir devam eden diplomatik gerilim, alışıldık karşılıklı misillemelerle yeni bir krize dönüşüyor. Ancak bu kez, ekonomik ve stratejik dengelerdeki değişim nedeniyle kartlar yeniden dağıtılıyor.
Gerilimde Yeni Perde
Fransa’nın Paris’te bir Cezayirli konsolosluk çalışanını gözaltına alması ve buna cevaben Cezayir’in Fransız büyükelçilik personelini sınır dışı etmesi, iki ülke arasında “aşk-nefret” ilişkisini yeniden gündeme taşıdı.
Ancak bu kez temel soru şu: Artık kimin kime daha çok ihtiyacı var?
Ekonomik Dengeler Değişiyor
Cezayir, özellikle enerji ihracatı sayesinde elini güçlendirdi. 2023’te Fransa’ya yaptığı ihracat 7.2 milyar dolara ulaştı. Ülke, Fransa’nın doğalgaz ihtiyacının %8’ini karşıladı. Diplomatik krizin derinleşmesi hâlinde, Paris bu kaynaklardan mahrum kalabilir ve daha pahalı tedarikçilere yönelmek zorunda kalabilir.
Cezayir aynı zamanda, Fransa’yı buğday ihalelerinden dışladı. Fransız iş dünyasında 5 milyar euroluk potansiyel kayıp endişesi hâkim. Son beş yılda Fransa’nın Cezayir’e ihracatı %5,4 oranında geriledi.
Alternatif Ortaklar, Yeni Yönelimler
Cezayir, ekonomik ortaklarını çeşitlendirme yolunda önemli adımlar attı. ABD, Çin, Türkiye, Almanya ve özellikle İtalya ile ilişkilerini güçlendirdi. İtalya ile imzalanan enerji anlaşmaları, Cezayir’i Avrupa’nın dördüncü büyük doğalgaz tedarikçisi yaptı.
Ayrıca, enerji dışı ihracat son beş yılda üç kat artarak 5.1 milyar dolara ulaştı. Bu, ülkenin petrol ve doğalgaza bağımlılığını azaltma stratejisinin bir sonucu.
Güvenlik ve Göç Konularında Zorunlu İşbirliği
Fransa’nın Sahel bölgesinden askerî olarak çekilmesiyle birlikte, Cezayir’in istihbarat kapasitesine olan ihtiyaç arttı. Fransız dış istihbarat başkanı Nicolas Lerner’in Algiers’e gerçekleştirdiği sessiz ziyaret, bu bağımlılığın göstergesi.
Ayrıca, Cezayir göçmen akınlarının hem kaynağı hem de transit ülkesi. Fransa’nın göç politikaları, Cezayir’in işbirliğine muhtaç.
İnsanî Yük: Diaspora ve Haklar
Fransa’da 650 bin Cezayir vatandaşı ve 1.2 milyon Cezayir kökenli kişi yaşıyor. Diplomatik krizler, bu topluluğu doğrudan etkiliyor. Göçmen haklarına yönelik anlaşmaların siyasî koz hâline gelmesi, bu kitlenin yaşam güvencesini riske atabilir.
Sonuç: Yeni Bir Denge Arayışı
Cezayir, artık sadece bir eski sömürge değil, bölgesel bir enerji ve güvenlik aktörü. Fransa ise iç siyasî karışıklıklar, azalan diplomatik kapasite ve çelişkili açıklamalarla gücünü yitiriyor.
Bu denklemde kalıcı bir çözüm ancak karşılıklı stratejik vizyonla mümkün. Aksi hâlde, ekonomik ve diplomatik maliyeti Fransa açısından daha büyük olabilir.


