
Donald Trump, yeniden başkanlık görevine hazırlanırken Amerikan ekonomisinin temel vergi yapısını radikal şekilde değiştirmeyi vaat ediyor. The Economist’in haberine göre Trump, gelir vergisini büyük oranda kaldırarak yerine ithalat vergileri koymayı planlıyor. Ancak uzmanlar, bu planın hem ekonomik gerçeklerle uyuşmadığını hem de vaat edilen gelir seviyelerine ulaşamayacağını belirtiyor.
Trump, bu sistemin özellikle 200 bin doların altında kazanan bireyler için gelir vergisini neredeyse tamamen ortadan kaldırabileceğini savunuyor. “Bir servet olacak” sözleriyle tarif ettiği bu sistemde, dış ticarete konulacak vergilerle devletin bütçesi finanse edilecek. Trump’ın danışmanı Peter Navarro’ya göre yıllık 3,3 trilyon dolarlık mal ithalatına %20’lik efektif bir vergi konulursa yıllık 600 milyar dolar, 10 yılda ise 6 trilyon dolar gelir sağlanabilir.
Ancak bu projeksiyonlar, ekonomistlere göre birçok temel varsayımı göz ardı ediyor. Daha yüksek ithalat vergileri, dış kaynaklı mallara olan talebi azaltarak vergi tabanını daraltıyor. Aynı zamanda gelir ve bordro vergisi gibi diğer kalemlerde de düşüşe neden oluyor. Ayrıca diğer ülkelerden gelecek misillemeler ve şirketlerin vergi kaçırma yollarına başvurması gibi dinamikler de toplam geliri düşürüyor.
Bağımsız tahminler çok daha düşük
Trump yönetiminin beklentilerinin aksine, bağımsız kuruluşlar çok daha temkinli tahminler sunuyor. Penn Wharton Bütçe Modeli, planlanan tüm gümrük tarifelerinin yılda ortalama 290 milyar dolar gelir getireceğini öngörüyor. Yale Üniversitesi’ne bağlı Budget Lab bu rakamı 180 milyar dolar, düşünce kuruluşu Tax Foundation ise 140 milyar dolar olarak hesaplıyor.
Bu hesaplamalara göre, Trump’ın hedeflediği “vergi devrimi” gerçekçi değil. Örneğin, sadece 2025 yılında 200 bin doların altında kazananlardan gelir vergisi almamak devletin 737 milyar dolar kaybetmesine neden olacak. Bu da gümrük vergilerinden beklenen gelirlerin yaklaşık iki ila üç katı arasında değişiyor.
Modern devlet yapısına uygun değil
The Economist’in analizine göre, Trump’ın önerdiği sistemin 20. yüzyıl başındaki devlet yapısına dayandığı görülüyor. O dönemde devlet harcamaları GSYH’nin yalnızca %2’sine denk gelirken, bugün bu oran %20 civarında. Ayrıca ithalat, hem dar hem de dalgalı bir vergi tabanı sunduğu için modern kamu hizmetlerini finanse etmekte yetersiz kalıyor.
Üstelik bu sistemin bir başka ironik yönü de var: Amerikan ekonomisinin finansmanı, büyük oranda Çin’den gelen mallara bağımlı hale geleceği için, ekonomik anlamda Washington’u Pekin’e daha çok yaklaştırabilir.



