
Kürt isyancı grup PKK’nın, silahlı mücadeleyi bırakıp dağılacağını duyurması, Türkiye’yi derinden sarsan 40 yıllık çatışmanın sona ermesi yönünde güçlü bir umut doğurdu. Ancak hem Kürt halkı hem de siyaset analistleri bu sürecin samimiyeti ve kalıcılığı konusunda temkinli.
Barışın bedeli ağır oldu
2015’te başarısızlıkla sonuçlanan önceki barış sürecinde kızı Rozerin’i kaybeden Diyarbakırlı Mustafa ve Fahriye Çukur, bu yeni girişimi karışık duygularla karşılıyor. “Umut olmadan yaşanmaz ama bir kez daha kandırılmak istemiyoruz,” diyor Mustafa.
Tarihi açıklama ve siyasi bağlam
PKK, pazartesi günü yaptığı açıklamada “barış sürecine sarılacaklarını” ilan etti. Bu karar, örgüt lideri Abdullah Öcalan’ın Şubat ayında yaptığı silah bırakma çağrısının ardından geldi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da bu süreci sahiplendi. Ancak İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanması gibi son gelişmeler, kamuoyunda bu barış sürecinin siyasi hedeflerle bağlantılı olduğu şüphelerini doğurdu.
Kürtlerin beklentileri ve riskler
Kürtlerin talepleri arasında anayasada kimlik tanınması, anadil hakkı ve siyasi tutukluların serbest bırakılması yer alıyor. Bu taleplerin karşılanıp karşılanmayacağı henüz net değil.
Uzmanlara göre, PKK içinde sürece direnen fraksiyonların ortaya çıkması ve Suriye-Irak gibi sınır ötesi bölgelerde sorun yaşanması hâlâ mümkün. Türkiye’nin 2024’te sınır ötesinde gerçekleştirdiği operasyonlarda 555 PKK’lı öldürüldü.
Erdoğan’ın hesapları
Erdoğan açısından barış süreci, siyasi gücünü artırma fırsatı olabilir. Dem Parti milletvekillerinin desteğiyle erken seçim ya da anayasa değişikliği planları gündeme gelebilir.
Ancak analist Wolfango Piccoli’ye göre, süreç birçok kişi tarafından “samimi bir çözümden ziyade Erdoğan’ın iktidarını pekiştirme aracı” olarak görülüyor.
Sonuç
Türkiye’nin Kürt meselesinde tarihî bir eşikte olduğu açık. Ancak bu yolun uzun ve engebeli olacağı da kesin. Sivil toplumdan, muhalefetten ve Kürt halkından gelen baskı ve beklentiler, sürecin yönünü belirleyecek.

