
The Economist’te yayımlanan analize göre, Avrupa Birliği, güvenlik ihtiyaçları nedeniyle Recep Tayyip Erdoğan liderliğindeki Türkiye ile ilişkilerinde yeni bir döneme giriyor. ABD’nin bölgeden çekilmesi ve Rusya tehdidinin artması, Avrupa’yı Türkiye’nin askeri gücüne ve stratejik konumuna daha fazla bağımlı hale getiriyor. Ancak bu yakınlaşma, Türkiye’de demokrasi ve hukukun üstünlüğü gibi temel değerlerin ihlal edilmesini ikinci plana itiyor.
Erdoğan’ın Avrupa Güvenliğindeki Rolü
Cumhurbaşkanı Erdoğan, 11 Nisan’da yaptığı açıklamada “Avrupa güvenliği Türkiye olmadan düşünülemez” diyerek, Avrupa’nın güvenlik mimarisinde merkezi bir rol üstlenmek istediğini dile getirdi. Türkiye’nin savunma sanayisindeki büyüme, insansız hava araçları, zırhlı araçlar ve mühimmat üretimiyle dikkat çekerken, Avrupa’nın artan savunma harcamalarından pay alma isteği de açıkça görülüyor.
Baykar’ın İtalyan Leonardo firmasıyla yaptığı ortaklık, Türkiye’nin Avrupa’nın savunma pazarında daha büyük bir pay almasına yönelik önemli bir adım olarak değerlendiriliyor. Ayrıca Türkiye, Ukrayna’da olası bir ateşkes sonrası barış gücüne asker göndermeyi teklif ederek, savaş sonrası dönemde de bölgesel etkisini artırma peşinde.
Türkiye’nin NATO’daki Dönüşümü
Türkiye, NATO içinde zaman zaman sorunlu bir ortak olarak görülse de, mevcut jeopolitik dengelerde daha “güvenilir” bir aktör olarak konumlandırılıyor. Finlandiya ve İsveç’in NATO üyeliklerini geciktirmesi, Polonya ve Baltıklar için savunma planlarını bloke etmesi gibi geçmişteki hamleler, artık Batı tarafından tolere ediliyor.
Demokrasi ve Hukukun Üstünlüğü İkinci Planda
Türkiye’nin demokratik gerilemesi, Avrupa’nın güvenlik öncelikleri nedeniyle arka plana itiliyor. Mart ayında Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanması ve sonrasında yaşanan baskılar, AB yetkilileri tarafından yalnızca “rahatsız edici” olarak nitelendirildi. Almanya dışında hiçbir AB üyesi bu gelişmelerin Türkiye ile iş birliğini engelleyecek bir unsur olmadığını ifade etmedi. Almanya’nın Eurofighter satışını durdurma kararı da geçici olarak görülüyor.
Çıkarlar Değerlerin Önüne Geçti
Soğuk Savaş sonrası Türkiye ile Avrupa arasındaki üyelik müzakereleri, demokrasi ve insan hakları ekseninde tıkanmıştı. Ancak şimdi, mülteci krizinin ardından Rusya tehdidi karşısında Avrupa’nın güvenlik eksenli yaklaşımı, değerlerin yerine çıkarları öne çıkarıyor. Türkiye’nin AB üyelik süreci donmuşken, iş birliği alanları savunma, enerji ve stratejik çıkarlar etrafında şekilleniyor.



