
Le Monde’a konuşan ekonomist Stéphane Benveniste, 1885–2015 yılları arasında 400.000 mezunu kapsayan çalışmasında, Fransa’nın en prestijli yükseköğretim kurumlarının sosyal ayrıcalıkları nasıl nesilden nesile aktardığını ortaya koydu.
Araştırma, ENA, Polytechnique, Sciences Po gibi okullara mezun çocuklarının diğer adaylara kıyasla 80 ila 300 kat daha fazla kabul edilme şansı olduğunu gösteriyor. Hatta bir öğrencinin büyükbabası veya büyük büyükbabası bu okullardan mezunsa, bu da başarı olasılığını hâlâ anlamlı ölçüde artırıyor.
Asil kökenli aileler hâlâ avantajlı
Fransız Devrimi’ne rağmen, aristokrat ailelerin bu okullara girişte 9 kat daha avantajlı olduğu tespit edildi. Bu durum, Pierre Bourdieu’nün “Devlet Soyluluğu” (La Noblesse d’État) kavramını yeniden gündeme taşıyor. Benveniste’e göre, bu aileler simgesel ve ekonomik sermayelerini eğitimsel sermayeye dönüştürerek yeni toplumsal roller üstlenmeyi başardı.
Meritokrasi bir yanılsama mı?
Benveniste, meritokrasi anlayışını da eleştiriyor. 1958 tarihli distopya romanı The Rise of the Meritocracy’ye atıfta bulunan araştırmacı, “başarıyı hak etme” inancının, eşitsizlikleri görünmez kıldığını belirtiyor.
Araştırma, büyük okulların sadece eğitim kurumu değil, aynı zamanda güçlü bir sosyal filtre olduğunu ve bu okullardan mezun olanların siyasette, iş dünyasında ve karar alma süreçlerinde ciddi bir temsil gücü elde ettiğini vurguluyor.
Yeni elitler, eski güç
Benveniste’in bulguları, Fransa’da elitlerin kendi içinden yeniden üretildiğini ve toplumun geri kalanıyla bağlarının zayıfladığını ortaya koyuyor. Bu durum, eğitim politikalarının ve elit yetiştirme mekanizmalarının yeniden gözden geçirilmesi gerektiğine işaret ediyor.



