
Alman Tagesspiegel gazetesinin analizine göre, Türkiye ile İsrail arasında Suriye üzerinden artan gerilim, iki bölgesel aktörün birbirine zıt stratejik hedeflerle karşı karşıya gelmesinden kaynaklanıyor.
İsrail, Türkiye’nin kuzey Suriye dışına kalıcı şekilde yayılmasını “kabul edilemez” olarak nitelendirirken, Ankara ise yeni kurulan geçici Suriye hükümetiyle savunma iş birliğini derinleştirme peşinde.
Hedef T4 üssü: İsrail uyardı, vurdu
Nisan ayı başında İsrail, Suriye’nin Tiyas (T4) hava üssüne saldırı düzenledi. Bu üs, Türkiye’nin teknik ekip göndermeyi ve yeniden yapılandırmayı planladığı stratejik bir noktaydı. İsrail, bu girişimi doğrudan Ankara’ya mesaj olarak gördü. İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Sa’ar, Türkiye’yi “Suriye’yi himayesi altına almakla” suçladı.
Savunma paktı hazırlığı
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, Şam’daki geçici yönetimle savunma paktı kurma planı, Suriye’ye daha geniş kapsamlı askeri erişim sağlama hedefi taşıyor. Aynı zamanda Türkiye, Kürt güçlerin hâkimiyetindeki kuzeydoğu Suriye’de PKK bağlantılı yapıları etkisizleştirme amacı güdüyor.
İsrail’in güvenlik kaygısı ve yayılma korkusu
İsrail, Türkiye’nin Suriye hava sahasına erişimini engellemek ve Şam’daki yeni yönetimi zayıflatmak istiyor. Netanyahu hükümeti, HTŞ kökenli Al-Scharaa liderliğindeki yapıyı “ılımlı görünen ama aslında cihatçı” olarak değerlendiriyor. Tel Aviv, güney Suriye’nin tamamen silahsızlandırılmasını talep ediyor.
ABD devrede: Trump “Ben çözerim” dedi
Eski ABD Başkanı Donald Trump, hem Erdoğan hem de Netanyahu ile iyi ilişkileri olduğunu ve “sorunu çözeceğini” açıkladı. Washington’un arabuluculuk çabaları sonucu taraflar geçtiğimiz günlerde Azerbaycan’ın başkenti Bakü’de gizli bir görüşme gerçekleştirdi.
“Çekilin ve Suriye’yi Suriyelilere bırakın”
Heinrich-Böll Vakfı’ndan Ortadoğu uzmanı Bente Scheller, İsrail’in 700’den fazla hava saldırısıyla Golan’daki işgalini genişlettiğini hatırlatarak her iki ülkeyi de Suriye’nin egemenliğine saygı duymaya çağırdı. “Asıl zarar gören yine halk,” dedi.



