
Haaretz’e göre, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ABD Başkanı Donald Trump ile yaptığı son görüşme, Tel Aviv’in dış politikadaki etkisizliğini ve içerideki siyasi krizleri gözler önüne serdi.
Trump, Netanyahu’nun yanında İran’la nükleer görüşmelere başladığını açıkladı. Ayrıca Gazze savaşının sonlandırılmasını umut ettiğini, Türkiye ile ortak çıkarların bulunduğunu ve İsrail’e geçen hafta getirilen gümrük tarifelerinin kaldırılmayacağını belirtti.
Netanyahu, bu görüşmeye Macaristan’dan çağrılmış ve yeterince hazırlık yapamamıştı. Daha önceki ziyaretlerinde sıcak karşılanan Netanyahu, bu kez Trump’ın “şovunun” pasif bir figüranı haline geldi.
ABD’nin Orta Doğu Öncelikleri Değişti
Trump’ın açıklamaları, ABD yönetiminin mevcut önceliklerini netleştirdi: Suudi Arabistan ile büyük çaplı bir anlaşma, Gazze savaşının sona ermesi, İran’ın nükleer programına diplomatik bir çözüm ve Türkiye ile uyumlu ilişkiler.
Bu yaklaşım, Netanyahu’nun İran’a yalnızca askeri baskıyla boyun eğdirilebileceği görüşüyle çelişiyor. Netanyahu, Trump’ın bu süreçte başarısız bir anlaşmayı “yüzyılın anlaşması” gibi sunmasından endişe ediyor.
İsrail İçeride Krizde: Shin Bet Krizi ve Yargı Gerilimi
İsrail’de ise dikkatler Shin Bet Başkanı Ronen Bar’ın görevden alınmasına çevrilmiş durumda. Yüksek Mahkeme’deki duruşma sırasında Netanyahu yanlılarının çıkardığı kargaşa, ülkenin kurumsal çöküşünün sembolü haline geldi.
Ronen Bar’ın, Netanyahu’nun talimatlarına uymaması, ailesine özel koruma sağlamaması ve Qatargate skandalını araştırması görevden alınma sürecinin arkasındaki başlıca nedenler arasında.
Bar’ın yerine başka isimlerin getirilmesiyle Netanyahu’nun, hakkındaki yolsuzluk davalarında sorumluluğu devlete ve kurumlara yüklemeye çalıştığı düşünülüyor.
İsrail Demokrasisi İçin Kritik Günler
Netanyahu’nun yargı reformları, güvenlik kurumları üzerindeki baskısı ve sosyal medyada yürütülen kampanyalar, İsrail’in demokratik yapısını tehdit ediyor.
Şu anki gelişmeler, sadece siyasi bir çatışma değil, aynı zamanda yargı bağımsızlığı ve devlet kurumlarının geleceği açısından da tarihi bir dönüm noktasına işaret ediyor.



